Ana menu
|
PWD’ye saldırı startı Hareketimizde bir süredir gelişen sorunlar bizi varlık ve yokluk arasında bir noktaya getirdi. Hain grubun bize dayattığı sorunlar birden ortaya çıkmadı, bizi bir süre teredütte bıraktı. Bu sorunları çözmek amacıyla 2002 yılının Eylül ay'ında merkezi bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantı ile bu sorunları çözmeyi amaçladık ama yetersiz kaldık. Çözmek için çalıştık ancak yönetimimiz gerektiği kadar bu sorunların üzerine gitmedi. Biz bu toplantı ile bu sorunları çözüp harekete ivme kazandırmayı istedik. Ama dediğim gibi yönetim olarak sorunun üzerine tam gidemedik. Nasılki bir yılanı yaralayıp yerde bırakıyorsan öyle yaptık. Çete grubu bu toplantıdan öyle ayrıldı. Sonra iki bin üç yılının ağustos ay'ında bir merkezi toplantı daha yaptık . Bu toplantıda önderlik, kararlaştırılması için önümüze koyduğu bazı şeyler vardı. Fakat önderliğin perspektifleri bu toplantıda karar haline gelemedi. Komplocu güçler ve ihanetçi grup birleşerek bu toplantıya müdahle ettiler. Önderliğin görüşleri bundan dolayı karar haline getiremedik. Bu hareketimizin tarihinde bir ilk'tti. Şimdiye kadar önderliğin önümüze koyduğu perspektifleri pratikte tam gerçekleştirmemiş olsak da toplantılarda karar haline geliyordu. Bu ciddi bir durumdu. İhanetçi çete bu durumdan cesaret aldı. Çalışırlarsa sonuç alacaklarını düşündüler. Bizde büyük bir yanlış yaparak bu konuda başkanı bilgilendirmedik. Nasıl olsa üç ay sonra KONGRA GEL genel kurulu toplanacak sorunları orda çözeriz diye düşündük. Başkanı meşgül etmeyelim dedik. Eğer başkanı bilgilendirseydik belki başkan müdahle eder sorunlarun bu düzeye gelmesini önlerdi.
Ancak bu süreçte başka bir hata daha yaptık. KONGRA GEL Genel kurul çalışmaları için bir hazırlık komitesi oluşturduk. Hareketimizin geleneğine uyarak tüm çalışmaları bu komitenin inisiyatifine bıraktık. Biz kendimiz hazırlıklara karışmadık. Ama toplantı yerine geldiğimizde baktık ki çete grubu hazırlıklı gelmiş ve her şeyi ele geçirmiş. Bizim her şeyi komiteye bırakmamamız lazımdı. Bu bizim için bir hataydı. Bu grup, arkadaşlarında bildiği gibi kongre ortamında bazı propagandalar yaptılar. Bazı söylemler geliştirdiler. Bunlar kongre ortamında hareketin iki bölüm olduğu, kendilerinin reformcu, önderliğin değişim perspektiflerine uyan değişici olduklarını, bizimde dogmatik ve değişime karşı olduğumuzu yaydılar. Bizim dogmatik ve devletçi olduğumuzu önderliği anlamadığımız dile getirdiler. Kendilerini ise başkanı bağlı olduklarını sürekli dile getirdiler. Bununla önderliğin sahip çıktıklarına dair izlenim yaratmak istediler. Bunun için böylesi bir propaganda yaydılar. Bizi de engel gibi gösterdiler. Bu söylemlerle çirkin yüzlerini saklamak ve kendilerini örgütlemek istediler. Bir çok arkadaş bu durumu anlamadı fark etmedi. Anlamadığı içinde sonuçlarını kestiremedi ve karşı bir tedbire girişemedi. Anlaşılmadığı için doğru bir tutum sergilenemedi.
Hepiniz biliyorsunuz ama ben yinede hareketimizin tarihinde yaşanan buna benzer bir örneği tekrarlamak istiyorum. Haki Karar arkadaş antep'te şehit edildiğinde, onu vuranların bir kısmı bizim içimizdeydi, bir kısımda dışımızda. Haki arkadaş vurulduktan sonra onu vuranlar biz Hakiciyiz diye bir propaganda yaydılar. Bununla hareketi ele geçirmeyi hesaplıyorlardı. Tabii gerçek ortaya çıktığında içimizdekiler kaçtılar, dışımızdakilerle bir olup APO ve APOCULARA karşı olduklarını söylediler. Yani arkadaşın şehadeti ile örgütü ele geçirmek istediler. Başaramayınca gidip dışardakilerle bir olup bize cephe açtılar. Bu hain çete grubu da başta başkana bağlı olduklarını durmadan söylüyordu. KONGRA GEL sürecinde buna benzer bu durumu yaşadık işte. Hain grup başkana bağlı olduklarını ancak bizim onlara engel olduğumuz söyluyordu. Yani kendilerini APOCU bizi de engel olarak görüyorlardı. Kendi gerçekliklerini saklamak için bunu yaptılar. Haki arkadaşın olayında olduğu gibi herkesi kandırmak istediler. Ama başaramadılar.
Burada dikkat çekilmesi gereken nokta şudur. Bunların asıl hedefi başkandı, biz değildik. Ama başkanı tasfiye etmek için önce örgütü ele geçirmek istediler. Örgütü ele geçirmek içinde önce bizi devre dışı bırakmalıydılar. Amaçları önderliğin tasfiyesiydi. Bunun için bu propagandaları öne çıkardılar. Bize karşı halkta ve kadrolarda bir tepkinin oluşmasını istediler. Bunun için çalıştılar. Bunlar kadro ve halk'ta bize karşı büyük bir tepki oluşmadan bizi devre dışı bırakamayacaklarını ve örgütü ele geçiremeyeceklerini biliyorlardı. O zaman başkanı da tasfiye edemezlerdi. Bu çok kötü bir oyundu. Bu oyunu oynadılar ama başaramadılar. Çalıştılar, ama ne kadarda çalışsalar başkanı devre dışı bırakamayacaklarını anladılar. Amaçları kontrolu ele geçirmek ve partiyi dağıtmaktı. Arkadaşlarda biliyor kaçtıkları güne kadar bu oyunu oynadılar. Oyun gerçekleşmeyince Haki arkadaşın olayında olduğu gibi kaçıp gittiler. Düşmanla bir oldular. Kaçtıkları güne kadar başkanı savunduklarını söylediler ama kaçtıktan sonra başkana ve onun çizgisine karşı olduklarını, bu çizginin devre dışında bırakılması gerektiğin, başkan tasfiye olmadan kürdistandan bir gelişmenin olmayacağını söylediler. Bu söylemler gerçek yüzlerini açığa çıkardı. Çirkin yüzleri bu vesile ile deşifre oldu. Yaptıkları çalışmalarla bizi tasfiye edemeyeceklerini anlayınca bu defa bizi ve önderliğ karşı karşıya getirmeyi planladılar. Bizi önderlik aracılığıyla tasfiye etmeyi planladılar. Hesapları şuydu. Eğer bizi önderlik aracılığıyla devre dışı bıraksalar o zaman kontrolu tam sağlayacaklardı. Hesaplarını göre önderlik bizi mahkum edecekti, o zaman halk ve kadrolar bizim kontrolumuzden çıkar, ve hainler örgütü ele geçirirlerdi. Oynadıkları oyun buydu. Sonuç alırlarsa alırlar, almadılarsa o zaman bizi ve başkanı, kadro ve başkanı, örgüt ve halkı karşı karşıya getireceklerdi. İnançsızlık ve kararsızlığı yayacaklardı. Bunları geliştirip daha sonra bir saldırı hamlesi ile örgütü dağıtacaklardı. Bu süreçte yaşananlar özetle bu şekildeydi.
Bu süreçte bizim bazı hatalarımız vardı. Bu grup bu hatalarımızdan faydalanmayı düşündü. Onlar üzerinde hesap yaptı. Ben kısmen kendi bireysel tutumumu da açıklamak istiyorum. Arkadaşlarda biliyor ben bu süreçte bir müdahle geliştirdim. Başkan yakaladığında ben bu sorunun bir gün olacağını hesapladım.. İşte Önderlik komplo ile esir düştüğünde ben Osmanın durumdan faydalanmak için harekete geçeceğini tahmin ettim. Tabii o dönem bazı güçler, komployu gerçekleştiren güçler bize bazı mesajlar gönderdiler. O mesajlar çok açıktı. Bize artık önderliği unutun kendinize yeni bir önderlik seçin diyorlardı. Bunun anlamı şuydu; Osman sen harekete geç biz seninleyiz. Mesaj çok açıktı. Bizede kabul ettirmek istediler. Osmanda bu mesajı aldığında harekete geçmeyi hesapladı. O zaman ben bu durumu anladım. Ben çok düşündüm bunun önlemini nasıl alayım diye. Çok düşündüm, anladımki bunun önünü kesmemiz, bunu düzeltmemiz mümkün değil. Bende kendi kendime dedim madem ki bu mümkün değil o zaman bunu geciktirsek daha iyi olur. Ben onun örgüt ortamında kalmasını istedim. Bunun için bazı siyasi yaklaşımlar geliştirdim. Bazı taktikler uyguladım. Bu yaklaşımlarla onun örgüt zemininde tutmayı esas aldık. Ben onun kişiliğini bildiğim için ona bazı inisiyatifler tanıyarak örgüt ortamında kalacağını biliyordum. Benim yaklaşımım ideolojik değil, siyasi ve ahlaki idi. Ben o dar günde başkanın ve örgütün başının ağrımasını istemedim. Bu yaklaşım onunda hesabına geldi çünkü kalmak ve kendini örgütlemek istiyordu. Bizimde hesabımıza geliyordu çünkü bizde onu örgüt zemininde tutarak sorunu çözmek istiyorduk. Ben o zaman böyle bir yaklaşımı doğru buldum ve geliştirdim. Ama şimdi bunun doğru veya yanlış olup olmadığını kendimle tartışıyorum. Doğru veya yanlış olduğuna dair bir şey diyemem. Bir süre kendimle tartışırım bunu. Bu mesele geride kaldı deyip kendimi işin içinde çıkaramam. Devrimciler sorunlara karşı sorumlu bir şekilde davranırlar.
İkinci nokta ise şudur; Ben KONGRA GEL Kongresinden sonra bir müdahle gerçekleştirdim. Bu müdahle örgüt kararıyla değildi. Zaten ben yönetimde de değildim. Ben bu müdahleyi devrimci sorumluluğun bir gereği olarak gerçekleştirdim. Ben baktım ki müdahle yapmasam örgüt elden gidiyor. Kendimle bunu çok tartıştım. Müdahle edeyim etmeyeyim mi diye epey düşündüm. Başkanı beklemek istedim. Ancak o dönem görüşmeler olmuyordu başkan eylemdeydi. Ben baktım iş işten geçecek müdahle kararı aldım ve müdahle ettim. Ben halende düşünüyorum acaba o müdahle doğru muydu değilmiydi. Başkanı beklemem gerekiyormuydu diye halende düşünüyorum. Bu noktaların tartışılması lazım. Kendimle halen tartışıyorum tabii bunları. İnsan kendini sorumlu gördüğünde bunları tartışmak zorundadır. Ben bunları bu dönemde yaşadıklarımızın anlaşılması için söylüyorum. Bu süreçten sonuç almamız için belirtiyorum.
Değerli yoldaşlar, şimdi komplocu ve ihanetçiler yapmak istediğimiz değişimleri bize ters yaşatmak istediler. Onlar kendi değişimlerini başkanın değişimleri adı altında hayata geçirmek istediler. İhanetçiler değişim adı altında hareketi dağıtmak istediler. Çok kişi de bunları anlamadı ve örgütü dağıtmaya dönük değişimlere sözüm ona değişim dedi. Esas tehlike burdadır. Çete grubu ne yaptı? Bu değişimleri gerçekleştirmek istediğimiz dönemde bazı kavramlarla oynadı içlerini boşalttı. Başkanın ortaya koyduğu kavramları çarpıttılar. İçeriğiyle oynadılar. Bunlarla bizi başka bir yere götürmek istediler. Bizi dünyada var olan sistemin hizmetine koymak istediler. Beynimizle oynamak istediler. Her şeyi karıştırarak sonuç almak istediler. Bizi başkanın çizgisinden çıkarmak ve yönümüzü başka yere vermek istediler. Bu tehlikeliydi. O dönemde yaşananlar bunlardı. Bunun için her şey birbirine karıştı. Örneğin başkanın belirttiği demokrasi ayrı bir şey iken bunlar başka şeyler sundular. Başkan KONGRA GEL ile yep yeni bir demokratik sistem geliştirmeyi esas alırken, onlar KONGRA GEL ile örgütü dağıtmak istediler. Bu durumdan dolayı çok şeyi karıştırdılar. Bilerek karışıklık yaşattılar. Evet biz değişmek istedik. Ama biz bu değişimlerle var olan sisteme dahil olmak onlar gibi olmak istemedik. Biz değişimle alternatif bir sistem geliştirmek istedik. Amacımız buydu. Çünkü dünyada var olan sistemler insanlığın sorunlarına çözüm olmuyor. Tam tersine tüm sorunların kaynağı bu sistemdir. Ama biz insanlığın sorunlarını çözmek istedik. Onun için yola çıktık. Bunun için alternatif bir sistem geliştirmek istedik. O çerçevede değişmek istedik. Başkan değişimlerle bu sistemi geliştirmek istedi. Ama bu çeteler bizim bundan vazgeçmemizi istediler. Bizim manevi değerlerimizle oynadılar. Arkadaşlığımız ve yoldaşlığımızla oynadılar. Bizi biribirmizden uzaklaştırdılar. Bizi var olan sisteme dahil etmek istediler. Bizi yaşam felsefemizden uzaklaştırmak istediler. Bizi halkımızdan uzaklaştırmak istediler. Tüm bunları değişim adı altında yaptılar. Az kaldı bizi tasfiye edeceklerdi. Çok zarar verdiler.
Bizim hareketimiz baştan beri kendi farklılığını göstererek gelişti. Öyle olmasaydı gelişemezdik zaten. Biz bunu yaparak başardık. O dönemde de bazı güçler ve çevreler bizimle dalga geçiyorlardı. Bizi kendi etkileri altına almak istiyorlardı. Ama biz ısrar ettik ve başardık. Bizim bugün yaşadıklarımız ilk dönemde yaşadıklarımızla benzerlik arz ediyor. Biz bugünde yeni bir yaşam yeni bir tarz geliştirmek istiyoruz. Ama bazı çevreler bizi ciddiye almıyor. Bizi kendileri gibi yapmak istiyorlar. Biz nasılki ilk dönemde kendi gerçekliğimizi geliştirdik ve başardık, şimdi de aynı ruh ile bunu geliştireceğiz. Bu ruhla felsefemizi geliştirmemiz lazım. Başkan bunun için savunmalarında özellikle Kemal Pir ve Beritan arkaşadın ruhuna değiniyor. Başkan mücadelenin rotasının bu arkadaşların ruhunu göre belirliyor. Bu ruhu anlamamız lazım. Nedir Kemal Pir ve Beritan arkadaşın ruhu? Bu ruhta fedekarlık var, cesaret var, arkadaşlık var, devrimci sorumluluk var, sonuna kadar mücade istemi var. Başkana ve halka bağlılık var. Cesaret ve bilinç var. Bizim gerçeğimiz budur. Biz ancak bu ruh ile başarırız.
Değerli yoldaşlar; bizim için değişim gereklidir. Biz bu gerekliliği tartışmıyoruz bile. Epey değişim yaptık. Ama bunlar yetmiyor daha. Daha fazla değişim yapmamız lazım. Çünkü APOCU hareket değişimci bir karaktere sahiptir. Değişimi ve gelişmeyi esas alır. Bundan dolayı bu hareketin içinde yer alan insanlar değişimi esas almalıdırlar. Ama değişim gelişmek için yapılır gerilemek için değil. Eğer hareketi geliştiren değişimler olursa ona değişim denir. Biz hareketi geliştirien değişimler yapacağız, yapmalıyız. Başkanın istediği değişimleri gerçekleştireceğiz. Başkanın istediği değişimleri gerçekleştirmemiz için de başkanın çizgisini, onun ideolojisini anlamamız lazım onu içselleştirmemiz lazım. Kendimize göre değişim yapamayız. Başkana göre değişim yapacağız. Çete grubu değişim adı altında baba ve dedelerimizin bile yapmadıkları şeyleri yaptı. Bunların değişimi kandırmacaydı. Başkanın istedeği değişimleri çok derindir. Başkan ideolojide, örgütte, eylemde değişim yapmak istiyor. Burda amaç başarmaktır.
Bunları kısaca açmak istiyorum; Bütün arkadaşların da bildiği gibi, insanlık neolotik döneminde beri bir sistem içinde yaşamaktadır. Zaman zaman bu sistemin özellikleri değişsede temel olarak sınıfa ve egemenliğe dayalıdır. Köleliği farz kılmaktadır. Kölelik değişik kılıflarla devam etmiştir. Yaşanan budur. İnsanlık bu durumdan kurtulmak için, çok bedel ödedi ama başaramadı. Demokrasi ve eşitlik için çok bedel ödendi ancak bugüne kadar gelindi. Başarılamadı. Çünkü hep devlet dolaysıyla iktidar esas alındı. İktidar ise her zaman köleliği farz kılmaktadır. Başkan bu gerçeği gördü. Başkan neolitikten beri yaşanan sistemlerin sorunlara çözüm olmadığını gördü. Bunun için alternatif bir sistem geliştridi. Başkan ekolojiye, eşitliğe, kadın özgürlüğüne, ve demokrasiye dayanan bir sistem geliştirdi. Değişimleri bu esaslara göre yapmak lazım. Değişim, kölelik ve devleti esas almayan bir zihniyetle yapılır. Halka ve insanlığa hizmet esas alınmalıdır burada. Fedekarlık ve emek esas alınmalıdır. Bu insanı temiz tutmaktadır. Bizim hareketimiz temiz insana dayanır. Kirlenmemiş insana dayanır. Devleti ve iktidarı esas alan herkes kirlenmiştir. İktidara bulaşmak insanı kaçınılmaz olarak kirletiyor. Bizim ortamımızda da benzer durumlar yaşandı. Bunların nedeni iktidar arayışıdır. İktidarı esas alanlar kendilerine göre yol belirliyorlar. Kötü şeyler yapıp kendilerini kirletiyorlar. APOCU zihniyet temiz bir ruh ve fedekarlığı istiyor. Değişim adı altında bazıları kendilerini halktan kopardılar. Buna da siyaset ve kurnazlık diyorlar. Ortamımızda geliştirilen buydu. Bunlar yanlış şeylerdir. Biz daha fazla gelişmek için ve daha fazla çalışmak için değişim diyoruz.
Yine kadronun bu değişimleri iyi anlaması ve onlara öncülük yapması lazım. Kadro halkın irade olması için çalışmayı esas almalıdır. Bazı arkadaşlar yanlış şeyler yaşadılar. İktidardan uzaklaşmak istemediler. Bazıları çalışmalardan uzaklaştı. Halk ise bu duruma karşı tepkilendi, özüldü. Halk diyorki bunlara ne oldu eskiden fedekardılar şimdi ise burokrat oldular. Halk bu durumu benimsemiyor. Bizim eski sistemimizde kadro her şeydi. Hain grup ise kadronun hiç bir şey olduğunu söyledi, kadroyu o duruma getirmek istedi. Örgütü dağıtmak için önce kadroyu etkisiz kılmak istediler. Çünkü hareket kadrosuz olmaz olamaz. Onlar halkın kadroya inanmamasını istediler. Çok kişi bunu anlamadı. Kadronun ve halkın bunu anlaması lazımdı. Kadro ve halkın birbirinden uzaklaşması ölüm demektir. Kadro ve halkın birbirini tamamlaması lazım. Kadro ve halk et ve kemik gibidir. Ayrılamazlar. Bunun iyi anlaşılması lazım.
Peki değişim nedir? Bunlar önemli sorulardır. Değişimimiz demokratik Konfederalizmdir. Demokrasinin geliştirilmesidir. Demokrasinin değiştirilmesi nedir? Devlet ve iktidarın zayıflatılmasıdır, halkın güçlendirilmesidir. Geliştirmek istediğimiz demokrasinin böyle anlaşılması lazımdır. Demokrasi ise, birey ve toplumun, devlet ve iktirada karşı güçlendirilmesidir. Devletin küçültülmesidir. Halkın bu temelde örgütlendirilmesidir. Herkesin bundan dolayı başkanın son savunmalarını iyi anlaması lazımdır.
insan bu savunmayı, devrimcilerin tarihi manifestosu olarak değerlendirebilir. Bunun kadar devrimci bir manifesto tarihte gelişmemiştir. Bizim bunu esas almamız lazım. Bizim değişimimiz demokratik Konfederalizm sistemini gerçekleştirmektir. Bu radikal bir demokrasiye dayanıyor. Peki radikal demokrasiden anlaşılması gereken nedir. Halkın taban örgütlenmesidir. Tavanın değil tabanın esas alınmasıdır. Eğer üst tabaka esas alınırsa o zaman liberal demokrasi gelişir. Bu radikal demokrasinin önünü kesiyor. Küçük demokrasiyi esas alıyor. Bizim anlayışımız radikal demokrasidir. Temamen bunu esas alacağız.
Peki Kürt demokrasisi nedir. Bunu biraz açmak istiyorum. Kürt demokrasisi, kadın özgürlüğü, ekolojik toplum, çok kültürlülük, ve her tür özgürlüğü esas alır. Demokratik Konfederal sistem bunun üzerinde gelişir. Bu büyük bir değişim hamlesidir. Biz bu sistemle kendimizi netleştirdik. Net olmayanların da kendini netleştirmesi lazımdır. Kendilerini netleştirmeyenler artık bu sistemin içinde kalamazlar. Bu sistemin içinde çalışamazlar. Kendilerine göre kalırlar. Buda sorunlara yol açar ve kişileri karşıt bir pozisyona getirir. Bundan dolayı bir netleşme durumu gerekmektedir. Herkesin beyninde ve çalışmasında radikal demokrasiyi esas almalıdır. Çizgi budur. Çizgiye bağlı olanlar bunu yapmak zorundalar. Keyfiyetle, kendini yere atmakla, çalışmamakla olmaz artık. Eğer ortamımızda halen bu anlayışlar varsa bu bizim çizgiye girmediğimiz anlamına gelir. Bu durum komploculara hizmet eder. Hareket içinde değişim yapmak, ihanete karşı net bir tutum sergilemekle olur. İhanet ve ilkel milliyetçilik kendisini amerikaya dayayarak, tüm Kürdistanı denetime almak istiyor. Onun için bize saldırıyorlar, propaganda yapıyorlar, bizim yaratılan değerleri satmakla suçluyorlar. Hatta Önderliğin Genelkurmayın denetimine girdiğini söylüyorlar. Devlet oluşturduklarını, ellerinde imkan olduğunu ama APOCULARIN bir şeyi olmadığını söylüyorlar. Halka bizim yanımıza gelin diyorlar. Bu durumu görmek lazım. Eğer bugün Guneyde bazı şeyler gelişmise bu onların emekleriyle olmadı. Eğer biz türkiyeye karşı mücadele etmeseydik ve türkiyeyi onlara mecbur kılmasaydık, bu güçler bu imkanları ele geçiremezdi. Eğer bizim çalışma olmasa bunlar bir gün bile kalamazlar. Bizim de bu karşıt cepheyi ber tarafa etmek için karşıt bir hamleye girmemiz lazım. Bu iftiralara aman vermeyeceğiz. Bunlara geçit vermeyeceğiz. Bu çok önemlidir.eğer hainleri bitirmesek onlar bizi bitirir. Eğer bu dönemde görev almasak, moralsız ve inançsiz kalsak, çalışmasak, saldırılara göğüs germesek, ihanetçiler ve komplocuları cesaretlendirmiş oluruz. Eğer görev alır, görevimizi yaparsak, sağlam bir duruşun sahibi olursak o zaman onların umutlarını boşa çıkarmış oluruz. Eğer onlar halen umutlu ise bu bizim duruşumuzdan kaynaklanıyor. Bugün bize karşı yapılan saldrılar çok daha tehlikelidir. Çünkü direk kadroya saldırıyorlar. Mesela başkanı unutun diyorlar. Aramızda bazıları bunlara kulak veriyor. Sağlam bir duruşla bu tehlikeyi atlatmamız lazım. Bundan dolayı hiç kimse çalışmaların dışında kalmamalı. Görev almamak karşıtlara hizmet etmek demektir. Hesapçılıkla hiç bir şey olmaz. Bu karşıtlara kazandırır. Ortamımızdaki hesapçı anlayışlar terk edilmelidir. Her arkadaşın bu süreçte sorumlu davranması lazımdır. Herkes çözüm gücü olmalıdır. Moral, güç, ve birlik oluşmalıdır. İstenen budur. Eğer bu olmasa düşman umutlanır.
Konfederal örgütlemede bazı yanlışlar yaşanıyor. Nedir bunlar. Örgütler kendini ayrı görüyor. Bunu konfederalizm adına yapıyorlar. Bu yanlıştır ve tehlikelidir. Nasılki katı merkezyetçilik yanlış ise, buda yanlıştır. Bu güçlendirmez zayıflatır. Yerel inisiyatif adı altında, örgütsel bütünlükten kopmak yanlıştır. Her ikiside aynı düzeyde tehlikelidir. Biri inisiyatifi katılaştırıyor, diğeri ise, yerelleştirmeyi geliştirerek örgütten uzaklaştırmayı getiriyor. Bundan dolayı yerelcilik adı altında uzaklaşma yaşanmamalıdır. Bunu dengelemek lazım. Konfederal örgütlenme, birbirini geliştirmeye saygı gösterir. Eğer bu pratiğe yansısa iyi olur, gelişme olur. Biz bununla örgütlenmeyi ve yoldaşlığı geliştirmeyi esas alıyoruz. Eğer örgüt ve yoldaşlık zayıflarsa o zaman hepimiz kayb ederiz. Bu noktada görevlerimizi unutmamamız lazım.
Şimdiye kadar yaşanan sorunların ve yanlışların artık bahana edilmemesi lazım. Sizde bir toplantı yapıyorsunuz bu önemlidir. Yönetimin bazı hatalarının olması mümkündür. Ama bu çalışmalara engel değildir. Herkesin kararlıca yönetim, kadro ve halkın arkasında durması lazım. Eğer bizler kararlıca davranmasak, teredütlü yaklaşsak düşman bundan yararlanır. Yönetim başarması için herkesin seferber olması lazım. Yönetiminde yeni bir süreçte yönetim olduğunu bilmelidir. İçinden geçtiğimiz dönem olağanüstü ve tarihi bir dönemdir. Yönetiminde tarihi bir yönetim olması lazım. Herkesin yönetimi olması lazım. Sadece bazı kesimlere dayanmaması lazım. Herkes bizim insanımızdır, herkes yurtseveverdir, bundan dolayı yönetim herkesi kapsamalıdır. Bu yönetim için olması gereken bir durumdur. Böyle bir yönetim herkese güven verecektir. Yönetim başaralı olması için herkesi doğru konumlandırması lazımdır. Herkesin kişiliğine göre görev vermesi lazım. Eğer bir insan iş yapamıyorsa o zaman sorunu yönetimde aramak lazım. Eğer yönetim herkesin özelliklerini dikate alır ve görevlendirirse o zaman herkes başaralı olur. Yönetimin hareketin ihtiyaçlarına göre insanlara yaklaşması lazımdır. Herkese saygı gösterilmelidir. Bunun tersi bir yaklaşım bizim karşıtlarımızın yaklaşımıdır. Demokrasi, eşitlik, ve adalet ancak bir şekilde hayat bulur. Aşağdan yukarıya kadar katılım göstermemek köle bir yaşama evet demektir. Kadro ve halkında sadece yönetimi beklememesi lazım. İnisiyatif alarak çalışmaları lazım. Bu şekilde demokratik konfederalizmi gerçekleştirebiliriz. Ülkede yaşanan sorunların hepsi çözüldü. Mevcut durumda ülkede hiç bir sorun yaşanmamaktadır. İdeolojide ve yoldaşlıkta bir netleşme yaşandı. Yaşanan tahribatlar ber tarafa edildi. Son KONGRA GEL toplantısında baştan beri yaşanan sorunların hepsi aşıldı.
Önderlik, KONGRA GEL'in bir meclis gibi örgütlenmesini istedi. Ama ihanetçi kürtler bunun olmasını engellediler. Peki Meclis nedir? Meclis bir örgütleme biçimidir. Başta meclisin ne olduğu anlaşılmadı, meclis gibi örgütlenmedi. Biz düzeltmek istedik ama hainler bırakmadı. Biz bu kongrede bu sorunu çözdük. Bu kongrede KONGRA GEL KONGRA GEL oldu, halkın meclisi oldu. Bu meclisin bir yürütmesi oluştu, yargı oluştu, ve bir sözleşme oluşturuldu. Yani geliştirmek istediğimiz sistemin ana çerçevesi bu toplantıda oluşturuldu. Bunun birde sözleşmesi oluşturuldu. Bu bir başlangıçtır ve bir çizgi ortaya çıktı. Bu çizginin geliştirilmesi gerekir. Amacımız bu çizgiyi bir anayasa haline getirmektir. Şimdi biraz erkendir. Yeni başladık ama hedef budur. Herkesin bu hedef ekseninde çalışması lazım. Bu sözleşmenin, anlaşmanın bir mantığı var. Bunun mantığı başkanın savunmalarına dayanıyor. Devlet amaç edinmiyor burada. Halkın demokratik örgütlenmesi hedefleniyor. İnsanlık tarihinde bir çok eşit şeyler gelişti. Bir çok olumlu gelişme var. Bunlarda bizim anayasamızda yer alacaktır. Ama yeni şeylerde var anayasamızda. Bunun görmek lazım.
Herkesin bildiği gibi, hainler ve komplocular, kafalarda muğlaklık yarattılar. Doğru ve yanlışı karıştırarak sonuç almak istediler. Ben burada bir örnek vermek istiyorum. Osman ikinci KONGRA GEL kongresinde şöyle diyordu. Diyorduki herkes başkan gibi anlamak zorunda değil herkes kendisi gibi anlasın. Diyordu eğer insan başkanı başkan gibi anlasa o zaman başkan daraltılır. Böyle diyerek başkanı direk hedefliyordu. Bunun açık açık dile getirmeye cesaret edemiyordu ama bu şekilde dile getiriyordu. Yani diyordu kimse başkanı ve çizgiyi doğru anlamasın ve çizgiye girmesin. Bu yaklaşım kadronun çizgiye girmesini engelledi. Bu şekilde karışıklık yapmak istediler. Herkes biliyor, bizim hareketimiz kendini, birlik, inanç ve yoldaşlıkla bu düzeye getirdi. Bizi biz yapan bu özelliklerimizdir. Eskiden diyorlardı herkes aynı birbiri gibi konuşuyor. Hareketin dağılması isteyenler, inanca, birliğe ve yoldaşlığa saldırmayı ve buradan başarmayı esas aldılar. Çünkü hareketin bu özelliklerle var olduğunu biliyorlardı. Eğer onlar birliğimizi parçalamak istiyorsa bizimde birlik olmamız lazım, eğer onlar, yoldaşlığını çürütmek istiyorlarsa bizim yoldaşlık bağımızı güçlendirmemiz lazım, birbirimize kilitlenmemiz lazım. Onlar inançsızlığı geliştirmek istiyor buna karşı bizim, toplum içinde inancı geliştirmemiz lazım. Biz ancak komploculara karşı böyle tutum alabiliriz. Yoksa onların hizmetine gireriz.
Şimdi PKK yeniden oluşturuldu, Koma Jınen Bılınd ve demokratik Konfederalizm ilanları yapıldı. Yine KONGRA GEL kongresini yaptı. Bunları yeni sürecin başlangıçlarıdır. Eski sorunlar geçmişte kaldı. Yeni bir sayfa açıldı artık. Arkadaşlarında dikatini çekmiştir, başkan bu süreci newroz ile başladı. Başkan bu süreçte kendi çizgisini net olarak ortaya koydu, Kürt halkının eline bir bayrak vererek, çizgiyi ilan etti. Her arkadaşın bu yeni durumu iyi görmezi lazım. Bunun iyi görmesi ve kendi misyonunu bilmesi gerekir. Eski sorunlar üzerinde durmak artık gerekmiyor. Herkesin yeni sürece yoğunlaşması lazım. Sürecin boşa çıkarılmaması lazım. Herkesin çevresini de uyararak, süreci geliştirmesi lazım.
Burada önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Sizin alanınızda da bu durum yaşanmış olabilir. Hareketi dağıtmak isteyenler PKK'nin yeniden kurulmasına karşı çıkıyorlar. PKK'yi tasfiye edenler en çok da bu çete grubuydu. Bu bizim hatamızdı bunu inkar edemeyiz. PKK'nin dağıtılması ile kadronun da dağıtılması istendi aslında bunu da yaptılar. Zaten ideolojik örgüt dağıtıldımı orda sorunlar boy gösterir. KONGRA GEL sorunu halkın değil kadronun sorunuydu. Kadro neden örgütsüz kaldı. Bundan dolayı bazıları kalkıp kendilerine göre bir çizgi geliştirmek istediler. Önderlik PKK yeniden kurulsun dediğinde onlar karşı çıktı. Dediler bu iyi bir değişimdir PKK'ye ihtiyaç yoktur. Bu geri adım atmaktır. PKK'nin yeniden kurulmasını istemeyenler harekete karşıttırlar. Çünkü hareketi ayakta tutacak olan PKK'nin ideolojik çizgisidir. PKK'sizlik demek muğlaklık, dolaysıyla tasfiye demektir. Bunun önünü almak için PKK'nin kurulması şarttır. Bunun için başkan PKK'nin yeniden kurulmasını hareketin güvencesi olarak değerlendirdi. Bunula ideolojide netleşme, halka ve başkana sahiplenme gelişti. PKK'ye karşı çıkmak, başkana ve onun çizgisine karşı çıkmaktır. Bunun iyi anlaşılması lazım. PKK olmadan demokratik konfederalim kurulamaz. Gelişme sağlanamaz. PKK yeni dönemin öncüsüdür.
Dikkat çekmek istediğim başka bir nokta daha var. Egemen güçler ve karşıtlarımız imha ve inkardan vazgeçmiyorlar. Bunun için başkanı ve hareketi kabul etmiyorlar. Eğer biz bu imha ve inkar dönemini başarı ile geçirirsek o zaman başkan ve hareket muhatap konumuna geleceklerdir. Çünkü tek muhatap başkandır. Çözümün muhatabı başkandır. Onun dışında çözüm falan olamaz. Çünkü en makul çözümü isteyen başkanın kendisidir. Eğer imha ve inkar siyasetini bıraksalar o zaman başkan ve KONGRA GEL muhatap alınacaklardır. Eğer biz iyi çalışırsak o zaman başkanı muhatap olarak kabul etmeleri için kendilerini zorlarız. KONGRA GEL'ın oluşması hareketin ayakta olduğunu gösteriyor. Bu siyaset var oldukça gerillanın var olacağını kesinlikle bilmek lazımdır. Ne zaman bu siyaseti bıraksalar o zaman gerillaya gerek kalmaz. Bunun için gerilla esastır ve gerillanın güçlendirilmesi lazım. Mesela KDP ve YNK sözde federal devlet kurdular, arkalarında Amerika var. Ama yinede askeri güçlerini dağıtmadılar. Çünkü askeri güç geleceğin garantisidir. Mesela şimdi kuzeyde korucular silah bırakıyormu? Hayır. Türk devleti, askeri alanda kendini pasifleştiriyormu? Hayır. Onlara da bakmamız lazım. Hatta kendilerini güçlendiriyorlar ve saldırı yapıyorlar. Çözüm yok ikken, inkar ve imha varken, biz nasıl gerillayı bırakacağız. Gerillayı bırakmamız mümkün değil. Çözüm olmadan gerillayı bırakamayız. Kemal Pir'ın, Mazlum'ın, Zilan yoldaşın ve tüm şehitlerin ruhu gerillada yaşamaktadır. Son dönemde çok sayıda şehit verdik. Bunlar çok anlamlıdır. Eğer bazı gelişmeler olursa bu ancak gerilla ile olur. Eğer ihanet çetesi dağıtılmış ise burda gerillanın rolü belirleyicidir. Bunu görmek lazım. Bunu görmemek vijdansızlıktır. Bazıları diyor gerillaya ihtiyaç yoktur. Bu tür anlayışlara karşı tutum belirlemek lazımdır. Eğer şimdi ayakta isek bu gerillanın sayesindedir. Mesela zindandaki arkadaşlar. Zindanlarda bir direniş olduğunda devlet onlara bir şey yapamazdı. Ama direniş olmadığı zamanlar devlet tüm şiddeti ile onların üzerine gidiyordu. İnsan bundan sonuç çıkarabilir.
Kısa bir noktayı daha dile getirmek istiyorum. Avrupa çalışmalarımız kuşkusuz önemlidir ve gelişme de yaşanmaktadır. Ama gözönüne alınması gereken bazı noktalar vardır. Nedir bunlar? Katılımda yetersizlikler var. Halka ulaşmada yetersizlikler var. İmkanlar var açılım yapmak şarttır. Avrupa çalışmaları bizimkiden az değildir. Kendi özgünlüğü olsada bunu ülkeden ayrı ele almak yanlıştır. Bizim çalışmalarda dağ, zindan ve Avrupa esastır. Bizim hareket bu üç güce dayanarak gelişti. Bunun için avrupa çalışmalarının özel bir yeri var. Bu üç çalışma arasında kopuluğun olmaması lazım. Eğer hareket bu üç güce dayanarak gelişirse o zaman gelişme sağlanır. Avrupa çalışmaları diplomasi alanında da önemlidir. Bu çalışma korku ve muğlaklıkla yapılıyor. Bu çalışmanın aktifleştirilmesi lazım, çalışanların eğitilmesi lazım. Başkanın mahkemesi yeniden başlıyor. Avrupanın burda iyi bir rol oynaması lazım. Avrupa'daki örgüt ve halkımız kürt halkını temsil ediyor. Çözüm konusunda bu rol oynanmalıdır. Avrupa, APOSUZ ve KONGRA GEL'siz bir çözüm dayatıyor. Bunun karşısında başkan APO ve KONGRA GEL'i esas alan bir çözüm dayatılmalıdır. Diğer yanda Kürt sorununu birey sorunları kapsamında ele alıyorlar. Çalışmalarımızda Kürt sorununu bir halk sorunu olarak onlara kabul ettirmeliyiz. Siyasi alanda ise halk çalışmalarını geliştirmemiz laızm. Bu süreklilik arz eden bir durumdur, basite alınmamalı.
Sizinde bildiğiniz gibi bu kaçan hain çete grubu zaten kendi aralarında da parçalandılar. O Osman ve Botan şimdi yanyana gelemiyorlar. Bu da kendiliğinden olmadı belli bir çalışmanın sonucu olarak gerçekleşti. Zaten onlar zorla bir araya geldiler. Başkana ve hareket karşıtlık temelinde bir araya geldiler. İttifak yaptılar. Ama yürümedi, yürümezde. Bunlar artık KDP'nın ve YNK'nin bir parçası haline geldiler. PDK ve YNK de onları parçalayıp kendilerin kullanmak istiyorlar. Nasıl ki onların önünü kestik ise, onların bu örgütlerin bir parçası bile kalmalarına izin vermeyeceğiz. Bizim onların çalışmalarını kökünden bitirmemiz lazım. Bu temelde çalışıyoruz ve sonuç alacağız.
Şimdi halk Newroz da görkemli bir şekilde ayağa kalktı. Bizim burada da büyük bir direniş var. Bizde teslimiyet yoktur. Yoldaşlarımız düşmanın eline geçmemek için son mermilerini kendilerini sıkıyorlar. Son anlarında mesaj çekiyorlar. Bu komploya ve ihanete karşı onurlu duruşun örneği oluyor. Eğer biz halk serhıldanını ve gerilla direnişini esas alırsak kesinlikle başaracağız. Bizim çizgimiz budur.
Diğer yandan ülkede bir kampanya başlatmamız lazım. 'herkes kendi dili ile konuşmalı ve yazmalı' kampanyasını başlatacağız. Sizinde bu kampanyaya aktif katılım sağlamanız kazım.
Sonuç itibariyle herkese, tüm yoldaşlara şu çağrıyı yapıyorum. Hiç kimse görevden kaçmamalı ve sorumluluk almalıdır. Çünkü tarihi bir dönemden geçiyoruz. Eğer bu dönemde rolümüzü oynasak başarırız. Tarihi dönemler tarihi kişilikler ister. Bizden istenen budur. Herkes örgüt karşısında net ve açık olsun. Herkes katılımda kendini net kılsın. Kimse örgüt içinde politik hesaplar yapmasın. Politik hesap yapanlarını sonucunu görüyoruz. İnsan kendi insanına karşı politika yapmaz. Bu yanlıştır. Politika dışa karşı yapılır. Geçmiş süreçte bu sorunlar yaşandı. Ve yapanlar kendilerini batırdı. İç politikanın sonucu ihanettir bunu bilmek lazım. En tehlikeli duruş politik hesap yapan duruştur. Tüm yoldaşların bundan kaçınması lazım. Herkes açık olsun. Yanlış hesap yapmasın. Çünkü iç hesaplar bize bir şey kazandırmaz. Yaptığınız kongre bir başlangıç olmalı, ve her arkadaş için bir adım olmalıdır. Çünkü kongreniz yeni bir süreçte yapılıyor. Arkadaşlarında bu temelde katıldıklarına inanıyorum. Harekete karşı kim olursa olsun, ber taraf etmemiz lazım. Değerlerle oynanmamalıdır. Herkesin değerleri koruması ve hareketin hizmetine sunması lazım.
Bu süreçte kendini geri çekmek yanlıştır. Bu temamen karşıtlara hizmet ediyor. Arkadaşlar biliyor geçmişte yaşadığımız sorunların içinde kendini geri çekmek vardı. Bunlar hepsi tasfiyecilerin çalışmaları sonucu oluyordu. Tüm arkadaşların örgütün birliğini esas alması, halka ve çizgiye inanması lazım. Birlik ve yoldaşlığı geliştirmek morali geliştirir. Tüm arkadaşların bunu esas aldıkalarına inanıyorum. Bu temelde tüm yoldaşlara başarılar diliyorum.
BİJİ SEROK APO
BİJI RUHE KEMAL PİR U BERİTAN
BIJİ KOMA KOMALEN KURDİSTAN
HERKES HERE SER KAR
2005-07-06 http://www.welatparez.com Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz Konuyu tartismak icin tiklayiniz |
"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"Yezdan HAT Dersén Kurdî 13Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor. International News2008-11-13
2008-11-11
2008-11-10
2008-11-09
2008-11-08
2008-11-07
2008-11-06
2008-11-05 Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32 |