Ana menu
|
Kürt Siyasetinin Demokratikleşmesi Çözümün Vazgeçilmez Gereğidir!
BÜTÜN YURTSEVER DEMOKRATLARA VE HALKIMIZA!
Dünyanın dört bir yanında demokratik değişimin gerçekleşmesine tanık oluyoruz. Ortadoğu, Kafkasya ve Orta asya bölgelerinde eskiye ait rejimler demokratik karekterli halk ayaklanmalarıyla ardarda yıkılıyor. Gürcistan, Ukranya, Lübnan ve Kırgızistan'da yaşananlar bunun örnekleridir.
Uluslararası dinamiklerin desteğini alan halklar diktatörlük rejimlerini yıkıyor ve demokratik kuruluşa yöneliyorlar. Altı ay gibi kısa bir sürede bunlar gerçekleşirken bir çok ülkede demokratik devrimin gerçekleştirilmesi gündemde. Anlaşıldığı kadarıyla önümüzdeki birkaç yıllık sürede eskiye ait ne varsa aşılacak demokratik sistem, adı geçen coğrafyaların egemen sistemi haline gelecektir. Şimdilik güçlü görünen siyasi yapıların bütünü devre dışı kalacak, ister iktidar ister muhalefet olsun demokratik değerleri hazmetmeyen ve içselleştirmeyen güçler tarihe karışacaktır.
Demokratik değişim sürecinin hem derinliğine hem de genişliğine yoğunlaşacağı alan Ortadoğudur. İşgal ettiği coğrafyanın her bakımdan taşıdığı stratejik önemin yanında tarihsel nedenler bunu gerektirmektedir. Otoriter sistemlerin ve onların ideolojik kaynağı olan dinlerin doğuş merkezi burasıdır. Demokratik sistemin bütün değerleriyle yerleşebilmesi için, toplumları çepeçevre kuşatan otokratik, monarşik, oligarşik ve teokratik sistemlerle ciddi mücadeleler yürütmenin gereği vardır. Sözkonusu yapılar direndikçe demokratik mücadele çetin geçecektir. Bölge Asya, Afrika ve Avrupa'yı birleştiren coğrafyasıyla geniş bir alandaki siyasal gidişatı etkileme özelliğindedir. Bu durum bölgede yaşanacak demokratik gelişmeyi bölge ülkelerini aşan bir coğrafya için önemli kılmaktadır. Dolayısıyla dünyanın statükocu güçleri kendi savunmalarını, bölgenin statükocu güçlerine destek vererek yapma tutumunu sürdürmeleri demokrasi mücadelesinin bir kat daha zorlu hale gelmesine yol açmaktadır. Ortadoğu uluslararası statükocu güçlerle, demokratik güçleri arasında bir mücadeleye sahne olmaktadır.
Dış dinamiklerin çok yönlü müdahalesi altında gelişen demokratik değişim süreci Kürt halkını derinden etkilemektedir. Giderek olgunlaşan koşullarda özgürlük hayal olmaktan çıkarak gerçeğe dönüşmektedir. Özgürlük ve demokratik değerler biribirini tamamlayan bir sürecin ana boyutları olarak gelişmektedir. Ne kadar özgürlük o kadar demokrasi, ne kadar demokrasi o kadar özgürlük formülü işlev görmektedir. Demokratik değerler yadsınarak ulusal özgürlüğü gerçekleştirmek artık anlamını yitirdiği gibi ifadesini yurtseverlikte bulan özgürlükçü yaklaşım hükmünü icra etmektedir. Kürdistan'da yurtseverlik ve demokrasi bir bütünü oluşturan olgular olarak önem kazanmışlardır. Birinin ihmali diğerinin işlevini kaybetmesine yol açacaktır. Bu bakımdan Kürt siyasetinin yenilenmesi yurtseverlik ve demokrasi olguları üzerinden gelişecektir. Bunun gereklerini yapmayanların yenilenmiş siyasi ortamda varlık göstermeleri mümkün değildir.
Demokratik siyasetin artan etkinliği karşısında statükocu güçler direnişe geçmişlerdir. Gerek bölge ülkelerinde gerekse Kürdistan'da sözkonusu güçler demokratik açılım için köklü reformlara yöneleceklerine, ya söylemle yetiniyorlar ya da sınırlı ve yüzeysel reform çabalarıyla işi kurtarmaya çalışıyorlar. Türkiye'de ve onun eğemenliği altındaki Kürdistan'da yaşananlar bunun çarpıcı örneğini oluşturmaktadır.
Avrupa Birliğine uyum kapsamında yapılan reformlar rejimin özünü değiştirmeye yetmemiştir. AKP hükümetinin gerçekleştirdiği reformlar başta Kürt sorunu olmak üzere temel sorunların çözümünü sağlayamamıştır. Demokratikleşme adına yapılan girişimlerin sınırlılığı ve yüzeyselliği sürecin tıkanmasına yol açmıştır. Bunun üzerine siyaset yeni bir dalgalanma sürecine girmiştir. AKP ve CHP'de başlayan çözülme bu tıkanmanın bir sonucudur. CHP'nin derinleşen kaosu ve AKP'deki çözülme çok geçmeden Türkiye'de rejimin daha radikal yöntemlerle aşılmasını gündeme getirecektir. Gelişmeler rejimin dönüşerek değişmesinin mümkün olmadığını kanıtlarken, radikal yöntemlerle yıkılmasının kaçınılmaz olduğunu ortaya çıkarmıştır. Benzer bir durum kürt siyaseti açısından da geçerlidir. Kürt siyasetinin demokratikleşmesi süreci tamamen tıkanmıştır. Siyasetin egemen gücü DEHAP demokratikleşme anlamında yerinde saymaya devam etmektedir. Diğer taraftan siyasetin temel dinamiği olan yurtseverlik konusunda derin bir çelişki içinde. Ne demokrasi ne de yurtseverlik kimliği sahiplenilmektedir. Demokrasi adına demogojinin ötesine geçilmiyor. En üstte klasik solcu, mezhepçi ve rantçı kesimlerden oluşan oligarşik yönetimin uygulamaya soktuğu siyasetler geniş yığınların kabulünü görmemektedir. Kongra-Gel Liderliğinin, Türk ordusunun temsil ettiği Türk ulusçuluğuyla uyumlu hareket etme ve siyasetin belirleyicisi olma tutumu demokratik açılımları imkansız hale getirmektedir. Halkın sahip olduğu eğilimler oligarşik yönetimin siyaset üzerindeki tekelinden dolayı etkin olmamaktadır. Böylece demokrasi adına söylenenler pratik bir değer taşımamaktadır. Rejimin yanısıra Kongra-Gel liderliği ve yönetiminin dayattığı anti-demokratik uygulamalar siyasetin sürüklendiği kaosu derinleştiriyor. Kürdistan'da siyasette statükocu güçlerin aşılarak demokrasinin egemen hale gelmesi, radikal girişimlerin eseri olacaktır.
İster iktidar ister muhalefette olsun otokratik, teokratik, oligarşik ve monarşik yapıların dönüşerek demokratikleşmeleri olanaklı değildir. Sözkonusu yapılar demokratik değerleri özümseme niyetinten ve yeteneginden yoksundurlar. Kürt siyasetinde oligarşik liderlik ve yönetim tarzının, demokratik açılımların önünündeki en büyük engeli oluşturduğu geride bıraktığımız son bir kaç yılın tecrübesi göstermiştir. Bundan çıkarılması gereken sonuç, oligarşik yapının siyaset dışında bırakılmasının gerektiğidir. Demokratik gelişme dönüşümün değil, statükocu yapıların tasfiyesinin bir sonucu olacaktır. Demokratik birikimin zayıf olduğu bir zeminde şekillenen siyasal yapıların dönüşüme uğrayarak demokratik yapılar haline gelmesi imkansızdır. Kürdistan'da demokratik dönüşüm adına söylenenlerin pratik bir ifadeye kavuşmamasının altında bu gerçek yatar. Tek alternatif mevcut yapıların bir biçimde varlıklarının son bulmasıdır. İster barışçıl, ister se zorla olsun eskiye ait olanın aşılması demokratik değişimin ön koşuludur.
Otadoğu ülkelerinde rejimlerin dönüşüm şansı yoktur. Muhalefet güçleri dahil bütün kesimler dönüşüm konusunda yeteneksizliklerini, geride bıraktığımız 15 yıllık sürecte kanıtlamışlardır. Bir 15 yıl daha da geçse rejimleri dönüştürme yoluyla demokratikleşme gerçekleşemez. Çünkü ortadoğu halklarının tarihinde demokratik değerler oluşmamıştır. Burası kutsallık atfedilen devletin ve dinlerin doğuş, gelişme ve yayılmla merkezidir. Hem devletin, hem de dinlerin toplumsal derinliklere sirayet ettiği bu topraklarda demokrasinin iç dinamiklere dayalı olarak gelişmesi beklenemez. Tam tersine tarihsel birikimler demokratik gelişmeye karşı direnişe kaynaklık edecek özellikler taşımaktadır. Halkların demokrasiden yana tercihlerini koymaları dönüşüm için tek başına yetmez. Bu sadece demokratik değişime ortam hazırlar. Dönüşüm ise tarihsel birikime ihtiyaç duyar. Demokrasinin üretim merkezi Avrupa'dır. ABD demokratik gelişmenin öncü gücü işlevini görmektedir. Halklara düşen dış dinamiklerle uyum içinde sürece etkin katılım göstermektir. Bölgenin en eski ve en ezilen halkı olan kürtlerinde bu yaklaşımı esas alması gereklidir.
Kürtlerin tarihten gelen kültürel birikimi demokratik gelişmede önceliği iç dinamiklerden çok dış dinamiklere vermektedir. Güney Kürdistan'da yaşananlar bunun somut ifadesidir. İç dinamiklerin değişim yönündeki tercihi ve aktivitesi ile dış müdahalenin gücü ortak bir noktada buluşmuş ve bilinen sonuçlara yolaçmıştır. Bu bölgedeki değişim sürecinin genel bir karekteridir. Böylesi bir tutumu sergileme yeteneginde olmayan yapılar kuruluşu hızlanan demokratik dünyanın içinde yer alamazlar. Daha da ötesi gelişen demokratik yapılanma süreci karşısında tasfiye edilmesi gereken engeller durumuna gelirler. Kongra-Gel'in yönlendirdiği yapıların gelip dayandığı nokta burasıdır.
Türkiye'nin egemenlik sınırları içinde Kürt siyasetinin yenilenmesi yurtsever demokratik güçlerin, çevre ve kişilerin önündeki en acil görevdir. Hızlanan demokratik değişim sürecine cevap olmak bu görevin gereklerini yerine getirmekten geçer. Aksi halde kürtler, kurulan demokratik dünyada yerlerini alamaz. Yirminci Yüzyılın başlarında büyük kayıplara yol açan yanlışı tekrarlamış olurlar. Değerleri savunma adına statükocu davranmak gaflettir. Israr edilirse halkın çıkarlarına, özgür ve demokratik geleceğine ters düşmektir. Engellerin büyüklüğü, ciddi zorluklar ve olanakların zayıflığı gerekçe gösterilerek, çabasız kalmak kürt halkına yapılabilecek en büyük kötülüktür. Yurtsever demokratik çizgide siyasetin yenilenmesi fedakarlıklar dolu bir mücadele ile başarıya ulaşacaktır. Anti-demokratik güçlerden kaynaklanan saldırılar karşısında gerilememek işin özüdür. İster rejimden ister özgürlük hareketini tasarrufunda gören Kongra-Gel'den kaynaklansın, yapılan saldırılara rağmen yurtsever demokratik hareketin geliştirilmesi siyasetin yenilenmesinin başta gelen koşuludur. Dış dinamiklerin artan etkisi ve desteği saldırgan güçleri pasifize ederken yurtsever demokratik harekete insiyatif kazandırarak başarısına güç katacaktır. Ancak önem taşıyan husus iç dinamiklerin asgari düzeyde harekete geçmesini sağlayacak girişim ve çabanın ortaya konulmasıdır.
Yurtsever demokratik hareket rüştünü ispatlamak durumunda. propaganda, örgütlenme ve eylemini geliştirme sorunu vardır. Gecikilmeden yapılması gerekenleri belirlemek ve pratikleştirmek herkes açısından ertelenmez görevdir.
1-Kürt halkının özgürlüğü yurtseverlik ve demokrasinin buluşmasına dayanarak gerçekleşecektir. Yurtseverlik yükselişe geçmiştir. inkarcı sömürgecilik gücünü tüketmiş, varlığını sürdürmesinin iç ve dış olanakları oldukça zayıflamıştır. Uluslararası topluluk inkarcı sömürgeciliğe karşı kürt halkının yanındadır. Kimse, kürtleri özgürlüğünden yoksun bırakan politikalara destek vermiyor. Tam tersine halkımızın özgürlük istemleri tam bir kabul görüyor. Şimdiye kadar inkarcı sömürgecilikte ısrar eden rejimler sonderece kararsız duruma düşmüştür. Eski politikalarını yürütemeyen bu rejimler, çözümleyici politikalar üretme konusunda tam bir acizlik içerisindedir. Bütün zorlamalara rağmen aşılan politikaları için ne uluslararası topluluktan ne de kendi toplumlarından destek bulabiliyorlar. Şoven milliyetçi kampanyaların sınırlı etkileri çok geçmeden sonuçsuz kalmaktadır. Diğer taraftan öncünün olumsuz duruşuna rağmen kürt halkının yurtsever tutumu hem nicelik hem de nitelik bakımdan gelişme kaydediyor. Siyasal, ekonomik, kültürel, egitim vs. haklarını cesaretle savunmanın tutumunu geliştiriyor. Kimliğini sahiplenerek sorunlarını çözmenin kararlılığını sergiliyor.
Özgür Kürdistan'daki gelişmeler bütün parçalarda yurtseverliğin güçlenmesine yolaçıyor. Özellikle seçim sürecinde gelişmelerin olumlu seyri yurtseverliğin tırmanışını hızlandırmıştır. Kuzey Kürdistan'da yaşayan halkımızın Newroz kutlamalarına artan katılımı bunun somut ifadesidir. Özgür Kürdistan'da gün geçtikçe daha güçlü biçimde esen yurtseverlik rüzgarı Kuzey Kürdistan'ı etkisine almış, Kongra-Gel'in rejime entegre olma çizgisini kitleler nezdinde daha fazla açığa çıkarmıştır. Newroz kutlamaları örtülü inkar çizgisinin iflası Kürt yurtseverliğinin bir zaferidir. "Bayrağa Saygı" sloganı etrafında yürütülen şoven-milliyetçi kampanya ile kürt yurtseverliğinin önünü alma girişimleri rejimin umutsuz çabalarından öte bir anlam taşımayacaktır. Kongra-Gel'den kaynaklanan, DEHAP'ın özür üstüne özür dileyen açıklamalarıda kürt yurtseverliğinin güçlenmesini önleyemeyecektir.
Kürt halkının seçkin önderlerinden Mesut Barzani'nin kararlı ulusal duruşu, Celal Talabani'nin Demokratik Federal Irak Cumhuriyeti'nin başkanı seçilmesi ve G. Kürdistan halkının tavizsiz özgürlükçü tutumu Türkiye rejimine ve Kongra-Gel'e karşı kürt yurtseverliğinin güçlenmesine büyük katkılarda bulunacaktır.
Yaşadığımız sürecin özellikleri YURTSEVER DEMOKRATİK HAREKETİN hem tavanda hem tabanda herkesi kapsayacak bir tartışmayı yapmayı gerekli kılmaktadır. Özgürlük hareketinin yaşadığı krizi, yurtseverlikle demokratik değerleri buluşturan bir anlayış ve pratikle aşmak mümkündür. Bu doğrultuda dar ve geniş toplantılara, yazılı, sözlü ve görsel propagandayı yaygınlaştırmaya ihtiyaç vardır. YDH 'in etkili bir propaganda kampanyasına yönelmesi siyasetin yenilenmesinin önemli bir adımı olacaktır.
2-Kürdistan özgürlük hareketinin derinden bir değişim yaşadığı her geçen gün daha fazla açıklık kazanıyor. Kürt siyaset kesimi ve halkın büyük çoğunluğu yurtsever demokratik eğilimi benimsemektedir. Sosyalist diktatörlük çizgisi marjinal konuma mahkum olmuştur. Şoven Türk milliyetçiliği ile ittifak arayışı bu durumu pekiştirmektedir. Ne var ki, örgütlülük alanında işler tersine seyretmektedir. Hala sosyalist diktatörlük anlayışı örgütsel alanda etkilidir. Yurtsever demokratik eğilimin örgütlenmesini şiddet ve baskı uygulayarak engellemeye ve denetimini sürdürmeye çalışmaktadır. Halk sahip olduğu yurtsever demokratik eğilime rağmen DEHAP'ın düzenlediği Newroz kutlamalarına katılım sağlamıştır. Yurtsever demokratik siyaset örgütsel kimlik kazanıncaya kadar bu çelişkili durumun sürmesi kaçınılmazdır.
Yurtsever demokratik eğilimin örgütlenmemesi ve sosyalist diktatörlük anlayışının örgütsel hakimiyeti yaşanan krizin atlatılmasını değil derinleşmesi sonucunu doğuracaktır. Çünkü halkın gücü, örgütsel hakimiyeti elinde bulunduran anlayışın izlediği politikalar nedeniyle heba olacaktır. Çözüm için harekete geçirilmeyecek ve ulusal davanın hizmetine sokulmayacaktır. Sosyalist diktatörlüğün dönüşüme uğratılamayacağı gerçeği ortadayken bu durumu kabullenmek sonderece zararlıdır. Bu nedenle yurtsever demokratik kesimlerin hızla örgütlenmesi tek doğru tutumdur. Örgütlenmenin kitlesel ve kadrosal zemini mevcuttur. Asgari bir çabayla her yerde örgütlenmek mümkündür.
YURTSEVER DEMOKRATİK HAREKET'in acil görevlerinin başında örgütlenmek gelir. Siyasal partinin yanı sıra sivil toplum örgütlerinin geliştirilmesi ertelenmez bir görev olarak yurtsever demokratların önünde durmaktadır. Yurtsever demokratik eğilim siyasal partisini oluşturmalıdır. DEHAP veya onun yerini alacak bir parti, sosyalist diktatörlük karekterinden dolayı yurtsever demokratik eğilimin kendisini ifade edeceği yer olamaz. Ertelemeden böyle bir çabaya yönelmeliyiz. Örgütlenme alanındaki bu boşluğun zamana tahammülü yoktur. Siyasal parti ve sivil toplum örgütlenmesi için her yerde gruplar ve komiteler oluşturulabilir. Önemli olan yurtsever demokratik anlayışı savunanların sorumlu ve insiyatifli davranmasıdır. Yerel ve genel çapta insiyatife dayalı çalışmak demokratik tutumun özüdür. Birilerinin dayatması olmadan yapılacak girişimlere dayalı gelişecek örgütlenmelerin demokratik karekteri güçlüdür. İnsiyatife dayalı oluşan gruplar ve komiteler PWD ülke Bürosu ile ilişkilenerek çabalarını birleştireceklerdir.
3-YURTSEVER DEMOKRATİK HAREKET'in hızla yerine getireceği üçüncü önemli görev eylemliliktir. Yurtsever demokratlar bütün platformlarda kimlikleriyle tutumlarını ortaya koymalıdırlar. Gösteri, yürüyüş, afiş asma, bildiri dağıtma vs. gibi demokratik eylemler düzenleyerek seslerini duyurmalıdırlar. Örgütlülüğünü geliştirdikçe demokratik eylemlikte çekim merkezi rolünü üslenmelidir.
YURTSEVER DEMOKRATİK HAREKET propaganda, örgütlenme ve eylem bütünselliğini ortaya çıkardığında kürt siyasetinin demokratikleşmesi gerçekleşecektir. Sosyalist diktatörlük çizgisinin siyaset üzerindeki eğemenliği aşılacaktır. Tekelci siyaset anlayışının yerini çoğulcu ve demokratik katılıma dayanan siyaset alacaktır. Tehtid ve baskılara dayanan siyaset dönemi son bulacaktır. Herşeyden önemlisi yurtseverlikle demokrasinin buluşturulması sonucu yenilenen siyasetle çözümün yolu sonuna kadar açılacaktır.
Kürt siyasetinin yenilenme ihtiyacından kaynaklanan acil görevler karşısında "birlik içinde hareket edelim, koşullar olgunlaşsın, sosyalist diktatörleri dönüştürelim" biçimindeki gerekçeler ile sürmek kararsızlığın ürünüdür. Hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın belirtilen görevlere sahip çıkmamak halkın özgürlük davasına hakkıyla sahip çıkmamaktır. Yurtsever demokratik anlayış bunu kabul edemez. Yurtsever demokratik çizgide örgütlenmek için harekete geçmeliyiz.
13 Nisan 2005 2005-04-13 http://www.welatparez.com Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz Konuyu tartismak icin tiklayiniz |
"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"Yezdan HAT Dersén Kurdî 13Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor. International News2008-11-13
2008-11-11
2008-11-10
2008-11-09
2008-11-08
2008-11-07
2008-11-06
2008-11-05 Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32 |