Ana menu
|
Şehnaz Altun Gönüllü kölelik
Bu yüzyıla birçok halk bilim-teknik ve kültürel gelişmelerle giriş yaparken, biz Kürtler yine kendimizin oluşturduğu bir mentaliteden giriş yaptık. Ve hala nasılını anlamadan bunun peşinden sürüklenilip gidiliyor, kendi dar kabuğu içinde ve aslında fazlasıyla ilgisiz bir gidişat.
Bu mücadelenin nerede ve nasıl başladığını bilsek bile nerede durduğunu ve bundan sonra nereye varacağını sormayı unutmuş gibiyiz, yada bunu öğrenmek gibi bir kaygı taşımıyoruz. Oysa başkaldırışlar, retler ve arayışlar hep yenileri keşfetmek arzusu değil mi?Maalesef buda durulmuş artık. Çok ilginç bir halkız demek yetmiyor gerçekten. Birbirimizi çok överiz ama eşikte lanetleme hazır bekler. Pers savaşçıları oklarıyla güneşe gölge yapardı bizde ne anlam taşıdığını bilmeden meydanlarda attığımız sloganlarla güneşe gölge düşürürüz. Çokça birlikten dem vururuz ama elimizde çekiç olduğu için her sorunu çiviye benzetir ve döveriz. Böylece aynılaştırmaya çalışırız. Ayrıyı gayrıyı, kimin kafası kırılmış, canı yanmış umurumuzda olmaz.
Tüm Kürt edebiyatı, basını, televizyonu hep özgürlükten ve demokrasiden dem vurur, ama içinde bulunulan eylemler bunun çok uzağında. Karasu, bahar bayramı Newrozu kutlar ama halkın bütün eylemliliğini ve coşkusunu nedense ‘ihanetçilere tavır’ olarak anlar ve öyle değerlendirir. Oysa Newroz bin yıllardır kutlanmıştır, halkın bilinci ve isteğiyle çelişen kutlama ve katılımları neden dar bir döngüye alır ki, anlamak mümkün değil. Hep saptırma. Ama biri çıkıp demez ki ‘hangi cüretle benim kaçbinlik eylemimi ve geleneğimi böylesi bir çerçeveye oturtuyorsun’.
En çok Abdullah Öcalan yapar bu saptırmayı. Bu halkı resmen kendi oluşturmak istediği bir dünyanın içine alma ister. Zaten halkımız bilime de, tekniğe de, mantığa da neredeyse kafasını ve yüreğini kapatmıştır. Tarladaki bir hasat gibidir, rüzgar onu istediği yöne çevirir. Ve şimdi üzgünüm ki bu rüzgar Apo’nun soluğundadır ve öylece sürükler. Dün yüzde yüz Kemalizm karşıtı olan bu halk bağımsızlık için kan dökerken, zindanlarda teslim olmamak için ölürken, bu gün bu amaçlar sorgusuz-sualsiz bunun tersine savrulmuştur. Artık M. Kemal büyük önder bilim adamı, gerçekten Kürt halkının dostudur, aslında Kürtler ona ihanet etmiştir. Binlerce genç bağımsız bir ülke için kanını akıttı, neredeyse Kürdistan’ın her dağı, vadisi bu kanlarla ıslandı, ama şimdi bağımsızlıkçı olmak demek ABD uşağı olarak, İsrail işbirlikçisi olmak vs dir. Mazlumlar, Kemaller direnişleriyle bu halkın yüreğinde bir hazine sahibi oldu ama hiç direnmeyen Apo yeni saptırma argümanlarıyla bu halkın beynini çaldı. Bunu sorgulayan yok. İşte tuhafıma giden beni isyana götüren de budur. Bu dinginlik, bu boyun eğiş, bu kendini kandırmışlık nereye kadar.
‘Diktatörler bilimi, yargıyı, kültürü ve sanatı pek sevmezler. Politikayı severler. Çünkü diktatörler bilimi, yargıyı, kültürü ve sanatı kolay denetleyemezler. Ama politikayı denetlerler’
Maalesef halk olarak biz de sadece ve sadece politikanın içinde pişiyoruz. Ne anlama geldiğini bilmeden sloganlar atarız, yığınlar gibi toplaşıp dağılırız. Dün söylediğimiz bir sözün ne anlama geldiğini düşünmediğimiz için bunun onun tersini alan bir sözün rahatlıkla ardından gideriz.
Meydanlarda insan yaşamına saygı, düşünce ve dillere özgürlük diye sesimizi yükseltiriz. Ama bizim içimizdeki farklı yaşam ve düşünceye saygı duymayız, dahası saygı duymadığımızın farkında bile olmadan en doğruyu yaptığımızı düşünürüz. Fikir ve eylem kopukluğu elbette ‘önderimiz’den geçen bir haslıktır. Kitleleri küçük bir hastalığı yüzünden ayaklandırır, insan yaşamına saygı üzerinden onca yazar çizer. Ama İmralı saltanatlığından çok rahatça başka insanlar için ölüm kararı aldırır. Dün dost olanlar bugün düşman, dün düşman olanlar bugün dost olabiliyor onun mantığında, çünkü bağlı olduğu bir değer yok her şey kullanmak için vardır tıpkı Yahudi ilkesi gibi ‘başkasını kullan kullanabildiğin kadar kullanacak kimse kalmadığında kendini kullandır. Çünkü bilimsel değil, çünkü gerçekçi değil. Bunun ihtiyacını dahi duymaz. Onun için politikayı seçmiştir. Ama olsun onun peşinden halada gidenler varya önemli olanda budur.
Her şeyi, herkesi geçici olarak ancak politika kendi avucunda olabilir. Onunla ancak hükmeder ve denetler. Ama en büyük egemenlik altına alınabilecek olanlardır. Kaldı ki bunu tüm halk olarak güzümüzle gördük. Kimi sedece baktı, kimi baktı ve anladı. Ama hepimiz gördük. ‘Benim annem de Türktür. Devlet için her türlü hizmete hazırım’ bu sözleri hem dünya duydu, hem halkımız duydu. Bazıları bunun tam ayırdında, bazıları işin kandırmacasında.
Üzerinde yaşadığımız Kürdistan parçası bizim eserimiz değil, binlerce yılın toplamıdır, ama içinde yaşadığımız ve neredeyse yaşanılmayacak hale gelen Kürdistan’ı maalesef biz yarattık. Öyle ki bu evrende yeri olmayan bir yargı, bir fikir ve bir oluşum. İşte sözüm ona yeni Kürdistan. Egemen olmak isteyen ama her ‘hışt’ diyene de elpençe duran bir Kürdistan. Binlerce yıllık bir geçmişi olan bu topraklar ve bu halk aslında bunu hak etmedi.
Kendine dayanmayı bilen, kendini geliştiren aydın, özgün ve özgür olan, kendine ve başkalarına saygılı olan bir halktı bu topraklara layık olan. Ben sadece hasta ruhlu liderleri suçlamıyorum artık, ve her şeyi onların eseri olarak görmüyorum. Bunu kanıksayan bir topluluk varsa, yarı yarıyadır suç.
Eğer kendimizi birin (1) ardındaki sıfırlar (0) olarak gören bir halksak elbette gönüllü kölelik başlar. Gönüllü kölelik ise günümüz yargılarında bir yere oturtulamaz. Bir adam öldürürsen katil olmanın bedelini yasaların özgürlüğü çerçevesinde ödersin. Ama intihar edersin veya girişimin başarılı yada başarısız olur ama senden hesap isteyen bir yargı olmaz. İnsanlar sana daha çok duygusal gösterilerde bulunur, ama birini öldürme teşebbüsünde bulunana bu yapılmaz. Birini bağlar ve köleleştirirsen, kişi de senden şikayetçi olursa yargı devreye girer, ama gönüllü olarak kölelik ve bağımlılık bayrağını yükseltirsen kimse sana bir şey diyemez ve senin köleliğin üzerinden siyaset başlar. Tüm Ortadoğu’da olduğu gibi köle pazarlarındaki iğrenç pazarlık.
İşte bizde tarlada hasat olmayı ve gönüllü köleliği seçmişiz. O nedenle diktatör liderlerle iyi uyum sağlarız, birbirimizi tamamlarız. Sadece mücadele vermek yetmiyor, özgürlük için yarar sağlamayan çabalar zincirlerin daha da ağırlaşmasına neden olur. Sadece liderleri lanetlemek yetmiyor. Birin ardındaki sıfırlar olmayı, tarladaki hasat olmayı sorgulamalıyız ki daha yaşanılabilir bir Kürdistanımız olsun.
2005-04-09 http://www.welatparez.com Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz Konuyu tartismak icin tiklayiniz |
"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"Yezdan HAT Dersén Kurdî 13Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor. International News2008-11-13
2008-11-11
2008-11-10
2008-11-09
2008-11-08
2008-11-07
2008-11-06
2008-11-05 Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32 |