Welatparez.com 

 
Osman Öcalan

Kemal arkadaşın şahsında Kürdün özgürlük davası hedef alınmıştır

17 Şubat 2005 günü, saat 23-45’te Kürt halkının seçkin önderlerinden Kemal (Saleh Nuri) arkadaşımız, Kongra-Gel özel kuvvetlerinin saldırısına maruz kalmıştır. Özgür Kürdistan’ın Çemçemal kasabasının yakınında bunan RDKS (Rekeftına Demokratika Kurden Suriye) örgütünün merkezine yapılan saldırı sonucunda Kemal arkadaşımız yaşamını yitirmiştir. Rekeftına Demokratik’in koordinatörlük görevini yürüten Kemal arkadaş, Afrin’in Raco nahiyesi Hacxelila köyünde dünyaya gelmiştir. 1961 doğumlu olup, 1986 yılında üniversite öğrenimini yarıda bırakıp özgürlük mücadelesi saflarına katılmıştır. Onun 20 yıllık mücadele yaşamının tamamına yakını gerilla savaşında geçmiştir. Kongra-Gel’e bağlı faaliyet yürüten PYD’nin (Partiya Yekitiya Demokrat) kurucu sekteriydi. 2004 yılında kopuşla sonuçlanan yurtsever demokratik muhalefetin Güneybatı Kürdistan kolunu geliştiren ve bunu RDKS adıyla yeni bir örgütlenmeye dönüştüren hareketin önderliğini yapmaktaydı.

Kemal, gerçek bir halk önderiydi. Gerilla savaşına yaptığı büyük katkılar yapmıştı. Bunu en çarpıcı biçimde Afrin halkının mücadeleye sağladığı katılımda görebiliriz. Afrin gerilla savaşına katılım sağlayan yörelerin başında gelir. 1980’lerin ortalarından itibaren en çok gerillanın çıktığı, en çok şehit veren ve maddi destekte bulunan yer Afrin’dir. 20 yıl boyunca Afrin halkı mücadeleye katılım konusunda ilk sırayı başka yöreye kaptırmamıştır. Bu yörenin ilk sırasında ise Kemal arkadaşın doğduğu yer Raco nahiyesi ve Hacxelila köyü bulunur. Gerillası ve şehidi olmayan aileye rastlamak mümkün değildir. Afrin’in mücadeleye katılım düzeyi Kemal’i anlatır. Onun çalıştığı tüm alanlarda yaşanan tek olgu sınırsız gelişmeydi. Savaş, siyaset, diplomasi vs çalışmaların tümünde verimlilik ve başarı kesindi. Yoldaşlarının ve halkının sevgisini kazanırken, herkesin üzerinde büyük saygı uyandıran ender devrimcilerden biriydi.

Yurtseverlik ve demokratlık temel özellikleriydi. Kemal, Kürt halkının özgürlük davasının sevdalısıydı. Halkının özgürlük davasına hizmet etmek yaşam gerekçesiydi. Yurtseverlik duygu, düşünce ve yaşamına yön veren olguydu. Bu nedenledir ki; özgür Kürdistan’la bütünleşmiş, Kongra, Gel’in Kemalist inkarcı çizgisine karşı özgür Kürdistan’ı savunmak için yurtseverlik bayrağını yükseltmiştir. Yurtseverlik görevlerini layıkıyla yerine getirmek amacıyla demokratlığı kişilik karakteri olarak seçmiştir. Kişiliğinde yurtseverlikle demokratik değerleri buluşturmuştur. O büyük bir yurtsever olmak kadar seçkin bir demokrat olmayı da başarmıştır. Daha da önemlisi, Kemal arkadaş insanlık değerlerini kişiliğine yedirmiş bir halk önderiydi. Mütevazı, emekçi, fedakar ve halkının yanı sıra insanlığa hizmette kusur etmeyen mümtaz bir insandı.

Kongra-Gel’in özel kuvvetleri denilen katillerin vurduğu Kemal (Saleh) arkadaş öz olarak böyle bir kişilikti. Nasıl ki, Sipan Rojhılat arkadaşımızın katliyle Doğu Kürdistan halkı önderliksiz bırakılmak istendiyse, Kemal arkadaşın katliyle de Güneybatı Kürdistan halkı önderliksiz bırakılmak istenmiştir. Kongra-Gel’in bugün yürüttüğü siyasal şiddet kampanyasının gördüğü tek işlev halk önderlerini tasfiye etmektir. Ellerinden gelirse, halkımızın değerli önderlerinden Mam Celal Talabani ve Mesut Barzani içinde olmak üzere, bütün halk önderlerini katletmekten çekinmeyecektir. Türk egemenlik sistemine karşı intikam hareketi olarak doğan PKK, gelinen noktada Kürdistan özgürlük hareketine karşı bir intikam hareketine dönüşmüştür. Kongra, Gel’in benimsediği şiar “Kürt ulusal hareketi içinde dostum yoktur, büyük-küçük tüm Kürtler düşmanımdır” şiarıdır. O artık egemen güçlerin elinde Kürt ulusal hareketinden intikam alma hareketidir. Kürdün özgürlüğü yerine ne idüğü belirsiz “özgür yurttaşlık” söylemi etrafında Kürt halkını çözümsüz bırakmanın aracı durumdadır. “ikinci İsrail” denilerek özgür Kürdistan’ın düşman ilan edilmesinin izahı yoktur.

Siyasal şiddet daha işin başında PKK tarafından çizgisinin temel bir unsuru haline getirilmiştir. KUK ile (1974’lerde) girilen çatışma, Irak Komünist Partisine karşı (1985’lerde) başlatılan çatışma ve daha sonra Güney Kürdistan’da yaşanan iç savaşlar bunun ürünleridir. Söz konusu iç çatışmalarda Duran Kalkan (Abbas) hep etkili olmuştur. 1992’deki çatışmayı dışında tutarsak, bu kişinin çatışmaların başlatılmasında aktif rol oynadığı görülür. Şimdi ise yeni bir çatışmanın hazırlıkları içinde olduğu bilgileri gelmektedir. Şubat başlarında yapılan toplantıda; ilk aşamasına YNK ve ikinci aşamasına ise KDP’nin konulduğu savaş kararı almışlardır. Yani Özgür Kürdistan’a karşı savaş kararına ulaşılmıştır. Duran Kalkan Kongra-Gel’i yeni bir Kürt savaşına ikna etmiştir. Abdullah Öcalan, Zübeyir Aydar, Murat Karayılan vd yöneticiler, Duran provokatörüyle ittifak halindeler.

Özgür Kürdistan’a karşı savaşın hazırlıkları sürdürülürken, Kemal arkadaşımız katledilmiştir. Sipan Rojhılat’ın ardından Kemal’in katledilmesi, Kürt halkının özgürlüğüne karşı başlatılacak kapsamlı savaşın ön saldırılarıdır. İşin gerisinde Türk genel kurmayı vardır. Olanları iç çatışma olarak değerlendirmenin mantığı yoktur. Hangi yönden bakılırsa bakılsın Kongra-Gel, sömürgecilerin yapmak isteyip de dış ve iç nedenlerle yapamadığı Kürt halkının özgürlük davasını tasfiye etme rolünü üstlenmiştir. Lübnan’ın inşası, istikrarı ve demokratikleşmesinin sembolü, eski başbakan Refik Hariri’nin katledilmesiyle aynı günlere denk gelecek şekilde Kemal arkadaşın katledilmesi olayı, işin bölgesel boyutunu ortaya koymaktadır. Bu iki olay içerik bakımından aynı özelliklere sahiptir. Lübnan ve Kürtler üzerinde Suriye’nin demokratik değişime zorlandığı dikkate alındığında konu anlaşılır hale gelmektedir. Kemal’in katledilmesi, Refik Hariri olayında olduğu gibi Suriye’nin demokratik dönüşüme uğratılmasını önleme girişimidir. Burada Suriye’nin demokratik dönüşüme uğratılmasında önemli role sahip iki hareketin liderinin katledilmesinin başka izahı olamaz.

Kemal arkadaşın katlinin bir boyutu Kürt halkının özgürlük davasını önderliksiz bırakmak amacını taşırken, diğer boyutu Suriye’nin diktatörlük rejiminin savunulmasıdır. Ayrıca, Kürt siyasetinin demokratikleştirilmesi çabalarını sonuçsuz bırakmak işin özünü oluşturur. Dolayısıyla Kemal arkadaşa sıkılan kurşun, Kürdün Özgürlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Kongra- Gel’in gerek özgürlük, gerekse demokrasi konusunda söylediklerinin demagojiden ibaret olduğu, bu cinayetle bir kez daha açığa çıkmıştır. Kongra-Gel başkanı Zübeyir Aydar’ın, yönetim kurulu üyeleri Murat Karayılan, Duran Kalkan ve Cemil Bayık’ın özgürlük ve demokrasiyle ilişkileri kalmamıştır. Onlar tutumlarıyla gerçek niteliklerini ortaya koymuşlarladır. Mevcut tutumlarıyla vefa borcunun gereklerini yerine getirmeyi bile imkansız kılmaktadırlar. ------------

Kongra-Gel yönetimine sormak gerekiyor. Sipan ve Kemal gibi halk önderlerini katletmenin özgürlük v e demokratik değerlerle ne tür bir ilişkisi vardır? Başkasının duygu, düşünce ve yaşam biçimine zerre kadar tahammül göstermediğiniz halde demokrasiden söz etmeniz demogoji değil midir? Kürt halkını muhatapsız bırakan siyasal şiddette ısrarınızın özgürlük davamıza büyük zararlar verdiği ortadayken, neden sürdürüyorsunuz? Özgürlük hareketini neredeyse tüm güçlerin “terör listesi”ne koydurtan siyasi şiddetin egemen güçlere hizmet ettiğini görmüyor musunuz? Aynı zamanda ulusal dinamikleri pasifize eden siyasi cinayetlerin özgürlük mücadelesine ne gibi bir katkısı oluyor?

Bu soruları çoğaltabiliriz, nereden bakılırsa bakılsın siyasi şiddetin Kürt halkının özgürlük davasına katkısı yoktur. Tam tersine doğurduğu sonuçlar tamamen zarardan ibarettir. Kürt sorunu çözüm sürecine girerken sürdürülen şiddet sabote işlevini yerine getirmektedir. Ulusal dinamiklerin sinmesi ve Kürtlerin muhatapsız bırakmasıyla sömürgeci güçlere hizmet etmektedir. İste yurtsever demokratik güçlere, isterse özgür Kürdistan’ın kurucu güçlerine karşı olsun, uygulamaya sokulan siyasal şiddet Kürdistan özgürlük mücadelesine büyük zararlar vermeye devam edecektir. Diğer taraftan bu şiddet sahibini tüketecektir. Daha da önemlisi çok geçmeden uluslar arası, bölgesel ve ulusal güçleri Kongra-Gel’e karşı harekete geçirecektir. Kongra-Gel siyasal terörü uygularken trajik sonunu yakınlaştırmaktadır.

Kürt halkı ve siyasal güçleri, özgürlük mücadelesine dayatılan provokasyona karşı seslerini yükseltmek durumundalar. Kongra-Gel’in özgürlük mücadelesine daha fazla zarar vermesini önlemek için yapılması gerekenler gecikmeden yapılmalıdır. Alınacak tedbirleri şöyle sıralayabiliriz.

1- Kongra-Gel’in özgür Kürdistan (Güney Kürdistan)’a karşı aldığı savaş kararı ve demokratik muhalefete uyguladığı şiddet konusunda Kürt halkının bilgilendirilmesi ve duyarlı hale getirilmesi çabaları süreklileşen bir kampanya biçiminde yürütülmelidir.

2- Kongra-Gel’in kadro, savaşçı ve kitle yapısının örgüt yönetimine tavır alıp kopuşu için her türlü olanak değerlendirilmelidir. Onların yurtsever saflara katılımını sağlamak amacıyla tüm araçlar devreye sokulmalıdır.

3- Kongra-Gel’in siyasal tecridini sağlamak gerekecektir. Bu doğrultuda onunla ilişkili güçler, çevreler ve kişiler nezdinde girişimler yapılmalıdır.

4- Kongra-Gel’in ekonomik kaynaklarının kurutulması önemlidir. Özellikle Kürt halkının yardımlarda bulunması engellenmelidir. Aldığımız bilgilere göre Kemal arkadaşın katledilmesi için yapılan harcamalar 100. 000 doları bulmuştur. Halkın verdiği yardımlar bu tür cinayetlerin düzenlenmesi için heba edilmektedir. Halkın yeterince aydınlatılması ekonomik açıdan ciddi sonuçlar verecektir.

5- Hukuki girişimler diğer bir tedbir olarak gündeme konulmalıdır. Başta Kongra-Gel başkanı Zübeyir Aydar olmak üzere, yürütme kurulu üyelerinin cinayet suçuyla yargılanmaları amacıyla hem uluslar arası, hem de ulusal merciler nezdinde girişimler yapılmalıdır.

Kongra, Gel’i Kürdistan özgürlük davasına yapacağı hizmet kalmamıştır. Artık Kürt halkının özgürlüğüne zarar veren bir konumdadır. Bu örgütün aşılması özgürlük davamızın başarıya ulaşması için önem kazanmıştır. Çünkü verecek bir şeyi kalmamış, kaybettiren bir güç konumundadır. Dolayısıyla Kongra-Gel’in aşılması ve çözülmesini sağlamak yurtseverlik görevidir.

Bunun için Kürt halkı ve siyasal güçleri yukarıda belirttiğimiz tedbirleri yaşama geçirmenin bir gereği olarak harekete geçmelidir. Özgür Kürdistan’ın hükümet yetkilileri gereken tedbirleri acilen almalıdırlar. Kongra-Gel’in kadro, savaşçı ve kitle yapısı kopuş yönünde tavır takınmalıdırlar. Tavırsız kalmak Kongra-Gel’e hizmet etmektir, tavır almak ise yurtseverliktir.

2005-02-23

http://www.welatparez.com


Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz
Konuyu tartismak icin tiklayiniz

"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"


Yezdan HAT

Dersén Kurdî 13

Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor.

Dersén Kurdî - hemu

International News

2008-11-13

2008-11-11

2008-11-10

2008-11-09

2008-11-08

2008-11-07

2008-11-06

2008-11-05

Valid XHTML 1.0 Strict


Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32