Ana menu
|
Hıdır Yalçın (Serhat) Şaşırtıcı değil ama, utanç vericidir Yakın günlerde Ankara‘da gerçekleşen üçlü zirve‘de gündeme alınan konular ve varılan sonuçlar üzerinden değerlendirmeler yapılmaya devam ediliyor. ABD, Türkiye ve Irak’ ın katıldığı üçlü zirvenin gizli gündeminde neler tartışıldı bilmiyoruz ama, kamuoyuna açık gündemlerinin başında Kongra-Gel ve gerilla güçlerinin nasıl tasfiye edileceği konusu olduğu malum. Ankara zirvesinin zamanlaması dikkate alındığında Türkiye’nin ileri sürdüğü taleplerin mahiyeti daha iyi anlaşılacaktır. Yakın bir zaman önce AB’den müzakerelere başlama tarihi alan Türkiye kendi sorunlarını AB normlarına uygun olarak çözme yükümlülüğü altına girmişti. Türkiye’nin çözmesi gereken iç sorunlar söz konusu olduğunda en başta Kürt sorununun akla geldiği açık. Bildiğimiz kadarıyla Kopenhag kriterleri sorunların silahlı şiddet temelinde çözülmesi gibi bir madde içermiyor. AB yolunda ilerleme ve tam üyelik konusunda iddialı olan Türkiye, bu gerçeği bilmemiş olacak ki, hala Gerilla güçlerini askeri operasyon yoluyla ve hem de ABD ve Irak güçlerini kullanarak tasfiye ederek işlerini hal yoluna koymaya çalışıyor. Doğrusu herkesin ahmak olduğu bir dünyada bu politikanın akıllıca olduğunu söylemek mümkün olurdu. Türkiye’nin talihsizliği böyle bir dünya ve bölgede yaşıyor olmamasındadır. Zaten askeri operasyonu reddeden ABD ve Irak geçici yönetiminin ileri sürdüğü gerekçelere bakıldığında Türkiye’nin “akıllıca” düşündüğü planını neden savunamadığını anlamak mümkün. Irak seçimlerinin gündemde olduğu bir dönemde yapılan Ankara zirvesinde Türkiye aklınca bir taşla üç kuş vurma hedefine ulaşacak. ABD ve Irak’ı bir askeri operasyona ikna ederse; birincisi, büyük korku duyduğu güneydeki Federe Kürt oluşumunu bir savaş alanına çevirecek ve böylece işgal etmenin koşullarına kavuşacak, ikincisi gerilla güçlerini güney zemininde tasfiye ederek yada dağıtarak bir “beladan” kurtulmuş olacak, üçüncüsü Kürtler arası yeni bir çatışma süreci başlatarak, Ecevit’in deyimiyle Kuzey Irak’ın Türkiye’ye girmesini önleyecektir. Öte yandan özellikle orta Irak’ta, yani Sünni Arapların etkin olduğu bölgedeki karışıklıklardan ötürü başı dertte olan ABD‘yi Irak’ta tam başarısızlığa uğratma sürecine sokacak ve böylece Türkiyesiz bir Irak Operasyonunun nasıl başarılamayacağını kanıtlamış olacak…. . Hiç şüphesiz ne ABD, Irak ne de Kürt tarafı bu oyunu yutmadı. En azından kendi çıkarları açısından taşıdığı büyük riski gördükleri için bu plana evet demediler. Bu bakımdan Ankara zirvesinin Türkiye politikaları açısından başarısızlıkla sonuçlandığını söylemek mümkündür. Bazı konularda anlaşma sağlandığı söylense de…… Hemen belirtmek gerekir ki, dağdaki silahlı gerilla güçlerinin Kürt sorununun çözümünden bağımsız olarak ele alınıp halledileceğini düşünmek büyük bir yanılgıdır. Hele askeri operasyon yöntemiyle tasfiye yolunu tercih etmek yanılgıdan öteye telafisi güç bir yanlış adım olur. Ne gariptir ki, Ankara zirvesinin hemen öncesinde Kongra-Gel “misyonuna” ve “vicdanına” uygun bir açıklama yaptı. 15 yıllık savaşın suçlularını ilan etti. Bir grup PKK’lının iadesinin tartışıldığı Ankara Zirvesi öncesinden Kongra-Gel’in alelacele “savaş suçlularını” ilan etmesi, şaşırtıcı değil ama, utanç vericidir. Zamanlamaya bakılırsa keskin bir politik öngörüye sahip olduklarını kabul etmek lazım. Hani derler ya “yiğidi Öldür, hakkını inkar etme”. Biraz geç kalsalar adamlar hiç yoktan suçlu olacaklar…. Ne yazık ki, şansları yaver gitmedi. Ankara zirvesinde Türkiye’nin iadesini istediklerinin içinde şu anda Kongra-Gel’i yöneten bir çok isimde var. Yani ihbarcı olmakta onları kurtarmaya yetmedi. Eğer bir yanlışlık varsa kusur bizde değil, yani o listeyi biz hazırlamadık. Tabi burada savaş hukukunu tartışmıyoruz. Halkımızın özgürlüğü için savaştığımız doğru. Bundan Pişmanda değiliz. Olumlu-olumsuz sonuçlarından sorumluyuz. Eğer dünyanın en ezilen halkı için savaşmak suçsa biz bu suçu işledik. Bu suç ilanını Türkiye yapsaydı bir anlamı olurdu. Ama Kongra-Gel tarafından yapılması utanç verici…Durum tam da “kahramanlığını anlatmaya çalışırken hırsızlığını ele veren çingene” misalini anımsatıyor. Savaş ölme ve öldürme eylemidir. Yıkıcıdır, acı ve gözyaşı vardır savaşta…. Haklısında da, haksızında da…En iyisi savaşın ve savaşanların olmamasıdır. Ama eğer savaş kaçınılmaz ise, bunun arzulanmayan bazı sonuçlara yol açacağı da muhakkaktır. Bana temiz savaş örneği verecek birileri var mı? Belki bizi savaş suçlusu ilan eden Kongra-Gel yöneticisi “temiz savaşçılar” bu sorunun cevabını bilirler. Biz halkımızın vicdanında aklanacağımızı düşünüyoruz. Ve eğer yargılanacaksak bu dünyanın en mazlum ve acılı halkı için savaştığımızdan değil, bu savaşı başarıyla sonuçlandıramadığımız için yargılanmalıyız. 2005-01-18 http://www.welatparez.com Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz Konuyu tartismak icin tiklayiniz |
"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"Yezdan HAT Dersén Kurdî 13Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor. International News2008-11-13
2008-11-11
2008-11-10
2008-11-09
2008-11-08
2008-11-07
2008-11-06
2008-11-05 Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32 |