Ana menu
|
Ümit Beyazdağ (Dr. Agit) Tersyüz edilmiş gerçekler Dostoyevsky, bir romanında şöyle der; “alçakça gerçekliğin karanlığından bizi yükselten yalan daha değerlidir” insanlarin Çoğu, gerçekliğin alçaltıcı etkisinden kurtulmayı yalanın yükseltici gücüne sığınmakta bulurlar. Böyle insanlar için her şey bir yanılsamadan ibarettir. Yalanın gücü her şeyi halleden sihirli değnek gibidir. Böyle insanlar en çok da kendilerine yalan söylerler. Nitekim insanın en köklü duygusu ne sevgi, ne korku, ne de öfkedir. Insanın kendi kendine acımasıdır. Ama bu türden insanların yalanı, süphesizki bu köklü duygusundan gelmez, insanda daha habis bir yerlerde yatan o faydacı, çıkarcı, bencil yerinden gelir. Yunanlıların bir atasözü vardır. Diyorlarki, “eskiden barbarlar vardı, şimdi kendimizden başka suçlayacak kimse yok” Geçen gün Özgür Politika isimli gazetede bir yazı okudum. PKK yürütme konseyinin başkanı, o bilinen PKK egemen ağzı ile yine geleceğe dönük kehanetlerde bulunmuş, gerekli yerlere metiyeler dizmiş ve sonunda da yine suçlayacak bir yada bir kaç barbar bulmuş. PKK'yi yakından bilenler, bu hareketin suçlu bulmakta hiç de zorlanmadığını da iyi bilirler. Dünün kahramanı bugünün en alçak adamı oluverir bir çırpıda..... gülünçlükle yücelik arasında bir adımlık mesafe bile yoktur. PKK'nin kelime hazinesi ve teorik izah yöntemi her şeyi birbirine eklemlemeye zaten müsaittir. Bu durum zaman zaman, gerçekten kelime hazinesi çok dar olan ve her şeyi bildiğini sanan kaprisli ağızlarda çok gülünç bir hal alsa da, yarattığı sistem bunları da yiyip yutmaya elverişli bir durumu ortaya çıkarmıştır. Ve ne yazıkki, toplumun en ilerici gücü olarak kendini lanse eden PKK, şimdi gericiliğin üzerinden beslenen bir yapıya dönüşmüştür. Bu, Kürt halkı açısından bir başka trajedidir. Ama ne yazıkki, bir gerçektir. En korkunç gerçek bile onu kabul edince biraz yatıştırıcı olabiliyor. Örneğin, geçen gün Türk genel kurmayı, ilk kez tarihindeki bir felakete, yalanın yükseltici gücünü bir kenara vererek açıklama getirdi. Sarıkamış felaketi, doksan bin askerin bitten, soğuktan kırıldığı bir felaket...... Ve şımarık kariyer düşkünü bir devlet adamının rezilliği..... Böyle felaketler karşısında, felaketten sorumlu insanlar ya derin bir kayıtsızlığı, ya da olur olmaz kişileri ve sebepleri sorumlu tutmayı tercih ederler. Belki de başlangıç açısından çok az tercih edildiği görülse de, en onurlu yol ihtiyatlı ve sakıngan bir suskunluktur. Ama yine de herhangi bir felaket anında, insan yüreğini hiçbir şey en doğal felaketten bile belli insanları sorumlu tutmak ve sitemlere boğmak dürtüsü kadar hoşnut kılamaz. Bu tutumların örneklerine tarihte çokça rastlamak mümkündür. Enver paşa, ölen doksan bin askerinin donmuş cesetlerini savaş meydanlarında bırakıp kaçarken “zaten bir gün öleceklerdi” diyerek, İstanbul'daki köpeklerinin durumunu soruyordu. PKK örneğinde de kurduğu sistem, mücadele yöntemleri ve daha derin araştırılması gereken başlangıçta ve mücadele süreci içindeki hatalar, bugünün yaşanan yenilgisinin temel nedenleri iken, bunlardan kaynaklı bu doğal felaketlerden yüzlerce hain yaratılarak sorumlu tutulmaktadır. Birileri savaş meydanlarını bırakıp kaçarken ve müthiş bir kayıtsızlığı yaşarken, diğeri ise bu meydanlara hiç uğramadan, ortaya çıkan bütün felaketlerden birilerini sorumlu tutarak vede bükemediği eli öperek, bunlardan hesap sorulmasını istiyor. Kürtler de kendi tarihleriyle yüzleşmek zorunda. Gerçek, bizim için de daha yatıştırıcı bir rol oynar. Her yerde kendi dışımızda olan yada dışımıza çıkan insanları suçlu ilan etmek hiç kimseye bir şey kazandırmaz. Hele sözde düşman ilan ettiklerimize, on yıllarca beraber omuz omuza savaştığımız insanları ihbar etmek, Kürt yurtseverliği adına olabilecek en utanç verici ihanet anlamına gelir. Özgür Politikadaki söz konusu yazıda, Botan ve arkadaşları, vede bu örgütten kopmuş daha değişik insanlar, 15 yıl yürütülen silahlı mücadelede PKK tarafınca işlendiği iddia edilen savaş suçlarının sanıkları olarak Türk devletine ihbar ediliyorlar. Ve hemen ardından Türk medyası, bu arkadaşlarımızın iadesini isteme içerikli haber ve yorumlar yayınlıyor. Ulusal demokratik çizgiye sahip çıkma adına örgütten kopan bu insanların bu tarzdaki ihbarı, utanç duyulması gereken bir gerçeklik olarak karşımızda dursa da, asıl insanı inciten ise, bu kadar açık bir dibe vurmuşluk karşısındaki suskunluk..... Başta Güney Kürdistan yönetimi olmak üzere, Kuzeydeki yurtsever halkımız, bu oyunlar karşısında duyarlı ve aktif tutum içinde olabilmeli. Ve ihbarcılık, Kürt milli gelenekleri içinde kabul görülmemiş bir namertlik olarak yeniden lanetlenmelidir. Savaş suçlarına gelince, kimin savaş suçu işleyip işlemediğini bizzat bu savaşın içinde ömrünü ve fiziki bir çok organını kaybetmiş bizler çok daha iyi biliyoruz. En büyük suçlar bu halka karşı işlendi. Halkın en değerli ve en yetenekli evlatları hiçbir savaş mantığına sığmayan uyduruk planlarla katledildi. Kato kuşatması ve burada şehit verilen 29 arkadaş daha herkesin hafızasında. Hiçbir hukuksal dayanağı olmadan, bir kişinin ağzından çıkan kelimelerle infaz edilen çok sayıda arkadaşımız oldu. Içimizde bunların muhasebesi daha köklü yapıldığında, dönüp dolaşıp şuraya geleceğiz. “eskiden barbarlar vardı, şimdi kendimizden başka suçlayacak kimse yok” Bir ulusal muhataplık kurumunun yaratılması çerçevesinde, Paris beyanıyla başlayan ve değişik örgüt ve bireylerin olumlu katkılarıyla sürdürülen çabaları, ihbarcılık yaparak kösteklemeyelim. Kendi tarihimizle ve kendimizle yüzleşmekten de hiç korkmayalım. PKK dünya tarafından terörist kabul edilen bir örgüt haline geldi. Bizim bunu reddetmemiz bu gerçeği değiştirmez. Bu şu anda bir realite. Bunun sorumluları, sistemi kişisel egemenliğine dönüştüren liderlik ve daha değişik düzeyde yürütücüleri olarak değişik süreçlerde yöneticilik yapmış olanlar… Tabi bu gelenekten gelenler olarak biz bu sorumlulugun dışında değiliz. Kürt halkının tek ve tartışmasız temsilcisi olarak kendini ilan eden PKK, bu halkın umutlarını kendinde tüketmekten ve halkı ısrarla muhatapsız bırakmaktan kaçınmlıdır. PWD içinde yer alan arkadaşlar da dahil, eğer daha kabul edilebilir muhataplar yaratılma şansı varsa, bir kenara çekilme büyüklüğünü gösterebilmeliler. Herşey gibi siyaset de yenilenebilmelidir. Bir döneme damgasını vuran siyasi kişilikler dünyanın her yerinde aşıldı. Ama Kürt siyaseti hala aynı simalara dayanarak yürümeye çalışıyor. Bu durum Kürtler açısından bir handikaptır ve mutlaka aşılmalıdır. Aynı durum legal siyaset için de geçerlidir. Kürt halkı açısından doğru tutum, birilerini karalayan ve yapılan karalamalar ve ihbarlar karşısında çeşitli çıkarlardan kaynaklı suskun duran tutum değildir. Doğru tutum, bir ulusal muhatabın yaratılması için kendi cephemizden en güçlü katkıyı sunarak, köstek olanların gerçek yüzünü açığa çıkarmaktır. Bu halkın geleneksel olarak bir çok şeye müsamaha gösterme gücü vardır. Ama her zaman ihbarcılığı lanetlemiştir. 2005-01-15 http://www.welatparez.com Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz Konuyu tartismak icin tiklayiniz |
"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"Yezdan HAT Dersén Kurdî 13Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor. International News2008-11-13
2008-11-11
2008-11-10
2008-11-09
2008-11-08
2008-11-07
2008-11-06
2008-11-05 Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32 |