Welatparez.com 

 
Metin ESEN
Kürdistan'da yeni adımlara doğru- 1

Evet Kürdistan'da yeni adımlara doğru diyerek 2005 yılının tüm dünyada ki mazlum ulusların halkların iyiye güzele ve en önemlisi barışa kavuşması dileğiyle..

Bir taraftan en iyi dileklerimizle ve yeni umutlarımızla her zamanki bir alışkanlıkla yeni yıla başlarken insanın yüreğindeki sızı diner gibi oluyor ve derin bir sevinç kaplıyor insanın içini.. fakat, 2005 yılına girerken Güney Asya’nın yaşadığı felaket insanın sevincine ket vurdu! Korkunç bir durum..akıllara durgunluk verecek kadar ağır felaket.. oradaki halkların yüz yıllık yoksulluğu, içinde bulundukları o acımasız koşulları bu son yaşanan felaketle bir kez daha ortaya çıktı..

Üst üste yığılmış cesetler.. tarumar olmuş kıyı kentleri ve köyleri, yakınlarını arayanların yüzündeki acı ne korkunç bir şey.. nasıl anlatılır?

Tüm bunlara rağmen hayat devam ediyor! Umarım ki dünya bir daha böylesine ağır acılara gark ! olmaz, temennisiyle yola çıkarak kendi bölgemiz olan Kuzey Kürdistan da geçmişte yaşanan onca derin acıların, derin yaraların sarılması ve ulusal mutabakatımızın oluşması dileğiyle..

Kürdistan da yeni adımlara doğru derken Kürdistan’ın bir ülke Kürtlerin de bir ulus olduğu gerçeğini anlımızın ortasında bir arma gibi taşımanın bilincinde olarak yürünmesini tartışacağız ve tartışmamızda gerekli. Her şeyden önce ulusumuzun kaderini kendisinin nasıl tayin etmesi gerektiğini tartışırken kendimizle de hesaplaşmamız gerekiyor, çünkü bu çok önemli bir durumdur. Geçmişte yaşanan olumsuzlukları bir çıban başı gibi içimizde taşımak yerine onu kesip atmamız lazım.. Hesabı unutulmuş badirelerin aşılması önümüzün de açılması demektir. Kendi kendimizle hesaplaşamadığımız sürece geleceğe doğru sağlıklı olarak yürüyemeyiz.

Kuzey Kürdistanlı anti sömürgeci güçlerin yeniden ayağı kalkması kendisini ameliyat masasına yatırmaktan geçmektedir, bu asla ve asla unutulma! malıdır.. Bu gün sürecin dışına itilmiş, küstürülmüş, haksızlı! ğa uğram ış kadroların, militanların güvenini kazanmanın yolu onlara güven vermekten geçmektedir..Onlara güven sözde değil, pratikte olmalıdır. Bu yapılmadan Kuzey Kürdistan da yeniden bu yapılarla sürece müdahale çok zordur ve gün geçtikçe bu güvensizlik bir mengene gibi bizim boğazımızı sıkmaya devam edecektir. Örneğin PWD bir çağrı yapmaktadır.. Kuzey Kürdistan da “Ulusal temsil düzeyi oluşturalım,”diyor. Aslında önemli bir çağrı, fakat, geçmişte yaşananlardan ve o yaşanan olumsuzluğun sorumluları olduğu için bugün yaptıkları en güzel en gerçekçi çağrılar güven vermiyor, vermediği gibi de kendi kendine , kendi içinde yankılanıp duruyor ve bir türlü ulaşamıyor istenilen hedefe! Çünkü ,bu çağrıyı yapanlar geçmişleriyle tutarlı olarak hesaplaşmadıkları için ve Kürt kamuoyuna sağlıklı bir özeleştiri vermedikleri için güven vermemektedir. Bu diğer Kürt örgütleri içinde geçerlidir. Burnundan kıl aldırmaz küçük burjuva kompleksiyle ben olmazsam olmaz tavırlarının gerçek hayatın maddi ge! rçekliği içinde bir anlamı yok artık..bunu hayat defalarca tekzip etmiştir! Biz kendi içimizdeki Apolarımıza karşı mücadele ederek tıkanmaları aşıp,alınmış derin yaraları saramaya çalışırken asıl Apoları yarattığımızın farkında bile değiliz!

Bu anlamda toplumsal özgürlükleri savunurken bireyin özgürleşmesini esas almak zorundayız. Bireyler özgürleştikçe aileden örgütlere ve oradan da partilere kadar bir demokratikleşme olacaktır. Birey ideolojik bir hakla değil insan hakları beyannamesinin çizdiği evrensel hukuk çerçevesinde kendini ifade edebilmelidir. Bunun oluşturulması çabasında o cesareti gösterelim.

Yeni dönemin sorunları eskiden devralınmış haliyle süreceğe benziyor! Bu durumun aşılması için yeni yüzlerin oluşması ve yeni politik açılımların yaratılması zorunludur. Bu olmazsa olmazın tek şartıdır ve ülke gerçekliği ile dünya konjonktürü yeniden bir değişime zorluyor bizi.

Kuzey Kürdistan bölgemizde yeterli bir güç olmadığımız! çok açık ve yurt dışında ki Kürtler ise iyi bir kapasiteye sa! hip oldu kları da bir o kadar kesin. Lakin yeterli bir organizasyona sahip değildir ve olmadığı da bu son dönem Kürt ulusal kurumları olan sitelere saldırılarda da ortaya çıkmıştır. Yurt dışında ki Kürtler kendi arasında güç birliği oluşturmalı ve tek bir cephede savaş yürütmelidir.. Yurt dışı imkanlarımız ülkeye göre çok iyi bir yerdedir bunu değerlendirelim, gerek teknik düzeyde, gerekse maddi düzeyde bir koordinasyon oluşumuna gidilmelidir.. buda değişimin bir yüzü olarak adım atılmasına tekabül edecektir.

Bu değişim nasıl olacak veya şöyle diyelim nasıl olması gerekiyor?

Tek, tek bireylerden tutunda örgüt, gurup ve partilere değin geniş bir çevre olarak aynı soruna değiniyoruz hepimiz; fakat her nedense bu sorunun aşılması için gereken adımı da bir türlü atamıyoruz, niçin?

Bugün, ulusal ve uluslararası alanda herkes bizi tartışıyor! İşin ilginç yanı tüm tartışmaların ana noktası, Kuzey Kürdistan da güçlü bir muhalefetin olmayışı ve var o! lan dağınıklığın aşılması yönünde gerekli bir adımdan yoksun olarak sürecin çok gerisinde olduğumuzdur.

Örneğin,Türk sömürgeci devletinin AB sürecinde çok emin bir adımla müzakerelerin başlatılması için tarih alınmasında hiçte zorlanmadı.. ve sürece giderken her zaman olduğu gibi, önündeki engelleri bertaraf etmesi gerekiyordu ve bu engel de doğal olarak Kürtlerdi. Kürt sorununu bir sorun olarak değil de istenildiği biçimde çözülmüş olarak gitmesi gerekiyordu. Bunun hesabı uzun süre öncesinden yapıldı. Başta İmrali konsepti vasıtasıyla bu işe başladı ve ardından Leyla Zana ve üç havarisi derken gizli DC’ler devreye girdi.

Kürt sorununda Türk sömürgeci devletinin resmi politikasının uluslar arası uygulanmasında ne hikmetse tarih tekerrür ediyor hep!

Bu konuda değerli Prens Süreyya Bedirhan’nın gözlemlerini aktarmada bir fayda vardır, çünkü biz geçmişimizle hesaplaşmadan ve onu tanımadan, bu günkü sürecimizin aşılmasında sağlıklı olar! ak yol alamayız. Sömürgeci Türk devlet bizim zaafımızı, eksikl! iğimizi ve işin en ilginç yanı dağınıklığımızı çok iyi biliyor. Bize bir parmak bal sundular mı biz balı kovanıyla unuturuz , çünkü ağzımıza bal sürülmüştür. Yarım saatlik Kürtçe , yarısı mutfak yarısı spor olan bir program sunuldu diye bizim aklı evveller Türk sömürgeci devletinin ne kadar demokratik olduğunu ve nasıl değişime uğradığını ve AB süreciyle birlikte bunun daha da gelişeceğini söyleyerek Türklerden daha fazla savunmaya başladılar. Ve üstelik AB de Kopenhag kriterlerinin T.C.sömürgeci devleti tarafından uygulanması için canla başla çalıştıklarına tanık olunurken: 4 Ocak 05 tarihli Hürriyet gazetesi ile 5 Ocak 05 tarihli Özgür Politika gazetesin de şu ilginç manşetler suratımıza çarpıyordu; “KÜRTÇE KONUŞAN SİYASİYE 20 YIL HAPİS !” Görünen o ki Türk devleti AB’nin desteğiyle çok rahat hareket etmeye başlıyor başlamasına, fakat bizim aklı evvellerin de ne kadar Kürt yurtseveri olduğu da bir o kadar tartışmalıdır!

Bir kere daha diyoruz Kürdistan bir ülke Kürtler! bir Ulustur!

Metin ESEN

Değerli Prens Süreyya Bedirhan’nın gözlemlerini “Kürdistan da yeni adımlara doğru!-2 ‘de aktarmaya çalışacağım.

2005-01-09

http://www.welatparez.com


Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz
Konuyu tartismak icin tiklayiniz

"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"


Yezdan HAT

Dersén Kurdî 13

Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor.

Dersén Kurdî - hemu

International News

2008-11-13

2008-11-11

2008-11-10

2008-11-09

2008-11-08

2008-11-07

2008-11-06

2008-11-05

Valid XHTML 1.0 Strict


Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32