Ana menu
|
Metin ESEN Veli ABBAS'A BİR YANIT Sevgili arkadaş, Benim,KÜRDİSTAN VE KUKKKTE SORUNU!” adlı yazıma verdiğin cevap üzerine olan eleştirini okuduğumda şaşırdım, çünkü o eleştirinin asıl sahibi benim tanıdığım Veli ABBAS değildi. Hiç kuşkusuz, gerek siyasal yaşamımda gerekse özel hayatımda eleştiriyi seven ve eleştiriye açık bir insan olarak beni niçin eleştirdin diye şaşırmadım. Asıl sorunda burada ortaya çıkıyor. Kürdistanın ve Kürt ulusunun gerçekliği ve onun sorununun asıl can alıcı yanının ne olduğu konusunda liberal bir davranış içinde olarak hareket etmendir. Yazımın muhtevası ve benim PKE.’nun başını çektiği gizli D.C.lerin T.C devletinin uniter yapısına dokunmadan milli misaki içinde Kürt Ulusunun kaderini getirip bir takım “demokratik hakların” verilmesi dileğine bağlanması noktasında ki harekete karşı Kürtdistan sorunu ve Kürt Ulusunun Kedi Kaderinin Kendisinin Tayın Etme Hakkı öğlesi liberal bir istek olan bir bildiri ilanına sığmayacağını söylemem ve bunun ne olursa olsun her Kürdün vaz geçmeyeceği bir ilkedir. Hedef budur, amaç budur. Fakat bu hedefin, bu amacın bir otuz yıl değil bir yüz otuz yıl geçse de; Kürdistan ve KUKKKTE sorunu şu veya bu biçimde çözülmediği sürece değişmeyeceğini sen benden daha iyi bilmektesin. Bu hedefin, bu amacın savunulması seni niye rahatsız ediyor bilmiyorum? Elbette ki Kürdistan Orta-Doğu içinde dört parçaya bölünmüş ve şu anda üç devletin sömürgesi durumunda olan ve Lozancı devletlerin de yardımıyla uluslar arası statüsüz bir sömürge olan Kürdistanın bağımsızlık mücadelesi dar ideolojik kalıplarla çözülmeyecektir, onun ulusal zemininden kopuk ona yabancı ideolojilerle program sunmakta kesinlikle bir çözüm değildir ve getirmemiştir. Ben bir Marksist olarak hareket etmem işin bu gerçeğini değiştirmiyor. Kürd ve Kürdistan sorunu kendi gerçek kimliği olan ulusal zemininde yola çıkarak günün koşullarına uygun biçimde politik mücadele esasını savunmaktayım. Ve bu politi k mücadelenin hangi şartlarda sürdürüleceğini ben değil onun özgül konumu belirlemektedir. Dolaysıyla da bu günkü modern dünyanın yarattığı atmosferde nasıl ve hangi araçlarla sürdürüleceğini tartışmak ve onu bilince çıkarmak ise bizlerin görevidir. Elbette ki Kuzey Kürdistan’ın son otuz yıllık gelişimini şu veya bu biçimiyle sende bende bilmekteyiz ve bu otuz yıllık gelişimin içinde de yer almış insanlarız aynı zamanda. Doğal olarak bizim de bu içine düştüğümüz bu açmazda payımız var. Biz bu sürecin dışında değildik. Senin, bu son yıllarda ulaştığın Lozan karşıtlığı olan mücadelen elbette ki saygın vericidir ve bu mücadele tek başına olman ise çok kötü bir durumdur, bunu her zaman söyledim ve söylüyorum.Elbette ki, 1920 Sevres antlaşması gereği olarak “Kürtler kendi kaderini bir referandumla tayın etsin,”diyen uluslar arası bir mutabakat vardı. Fakat o dönemin koşullarında yapılan yanlışlar sonucu hayata geçirilmedi ve o antlaşma 1923 Lozan da tümüyle ortadan kalktı. Bu iki durumu “görmeyen” veya bu konuda yeterli çaba gösterilmediği noktasında seninle hem fikirim. Bunun nedeni tartışılmalıdır, niçin sessiz kalındı? Niçin 1920 Sevres anlaşması savunularak T.C. nin Avrupa Birliği sürecinde ki adımına karşı hareketle Kürt ve Kürdistan sorununu daha üst boyutta çıkararak Dünya kamuoyu gündemine taşınamadı ? Elbette ki Kürtler kendi gerçekliği ile hareketle çağdaş dünyanın koşullarını bilerek mücadele yürütmelidir ve o sarsak ideolojilerinden arınarak bunu yapmalıdır. Asıl mücadelenin araçları Kürt ve Kürdistanın kendi özgül gerçekliği üzerinde olmalıdır. Ve bunun asıl ve vaz geçilmez yanı ulusal mutabakatta birleşerek Kürdistanı bir politika yürütülmesi esası olmalıdır. Ben kişi olarak Güney Kürdistanda ki referandum hareketinin bir biçimi olarak Kuzey Kürdistanda hayata geçirilmesinden yanayım ve bu hareketin üzerinde yürüyebileceği bir zemin de vardır ve bu da 1920 Serves antlaşmasıdır! Bu söylediğim ve savunmak istediğim otuz yıl önces i ajitatif söylemi değildir, aksine bu günkü süreçte Kürt ve Kürdistanın geldiği konum ve içinde bulunduğu ve uluslar arası ilişkilerinde yürütülmesi gereken mücadelenin biçimi tek ve esası budur diye bir kaide yoktur. Bağımsızlık mücadelesi bir yığın araçlarla sürdürülür. Yazımda sürekli Kürt Ulusunun kendi kaderinin kendisinin belirlemesi esası onun kendi iradesine bağlıdır diyorum ve savunuyorum. Bunu Kürt ulusu kendi iradesiyle belirler, benim öznel mantığım veya ideolojik dayatmamla değil. Ne olursa olsun, hangi koşulda olursa olsun Kürdistan, KUKKKTE sorunu o tür ilanların boyutuna sığmaz ve sığdırmaya çalışmak çok büyük bir hatadır. Bağımsızlık ve özgürlük esastır, buna yönelik mücadelenin araçları ve koşulları farklıdır,bu inkar edilmez. (ilerki yazılarımda bu konuya değineceğim) Hürmetlerimle. 2004-12-20 http://www.welatparez.com Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz Konuyu tartismak icin tiklayiniz |
"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"Yezdan HAT Dersén Kurdî 13Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor. International News2008-11-13
2008-11-11
2008-11-10
2008-11-09
2008-11-08
2008-11-07
2008-11-06
2008-11-05 Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32 |