Ana menu
|
Partiya Welatpareze Demokraten Kurdistan KAMUOYUNA Türkiye ve AB arasındaki katılım ortaklığı süreci, AB’nin 17 Aralık 2004 tarihinde verdiği müzakerelere başlama kararıyla yeni bir aşamaya girdi. Kürtler başından beri hem Türkiye’nin AB ye katılımını genel olarak desteklediler ve hem de AB kriterlerinin temel tartışma konularının başında yer aldılar. Süreç içerisinde Türkiye’nin demokratikleşmesi ve insan hakları kadar, Kürt sorunu ve çözümü de AB’nin kurum ve yetkilileri tarafından sık sık dillendirildi. Pek çok AB yetkilisi Amed’i ziyaret etti. Kürt kurumlarıyla görüştü. Ve bütün görüşmelerinde Kürt sorununun çözümüne vurgu yaptılar. Buna paralel Kürtlerde, AB’den bir beklenti ve Türkiye’nin AB ye katılımına geniş bir destek gelişti. Türkiye’nin demokratikleşmesinde ve Kürt sorununun çözümünde AB’nin yeri ve etkisi, kuşkusuz bu aşamadan sonra daha da önemli hale gelmiştir. 17 Aralıkta yapılan AB zirvesinde alınan kararların içeriklerini ve yapılan tartışmaları tam olarak bilemiyoruz. Duyumlar üzerinden değerlendirmeler yapılsa da esas olarak; Kürt sorununun müzakereler süreci içinde gündeme geleceği-getirileceği anlaşılıyor. Bu anlamda PWD olarak, Türkiye’nin AB’ye katılımını ve bu katılımın başta Kürt sorunun çözümü olmak üzere, Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sunacağını var sayıyor ve olumlu görüyoruz. Türkiye’nin müzakere tarihi almasının ardından da Kürtler ve Kürt sorunun çözümü daha yoğun ve kapsamlı olarak tartışılacaktır. Ancak Türk devlet yetkililerinin zirve sürecinde ve sonrasında dile getirdikleri, Türkiye’nin bu tarihsel sorun karşısında sorumsuz tutumunu sürdürdüğünü göstermektedir. Yani somut, kararlaştırılmış, Türk devletinin olumlu adım attığı, yada Kürtlerin en azından başlangıç için yeterli görebilecekleri sonuçlar üzerinden tartışmanın yürütülemeyeceği de görülmektedir. Aynı şekilde AB’nin de zaman zaman dillendirdiği, parlamentosunda kararlara dönüştürdüğü Kürtlere ilişkin istemlerinde esnemeler ve dönüşler yapabileceği de var sayılmalıdır. Türkiye bütün bunlar kadar ve bir ölçüde Kürtlerin parçalı duruşu ile kürt sorununu özgür yurttaşlık noktasına indirgeyen ve Kürt taleplerini hiçleştirmesinden de cesaret alarak: sorunu özünde yok saymayı, Kürt kimliğinin anayasal güvenceye alınmasını görmezden gelmeyi ve yol açtığı tahribatları gidermeye yanaşmamayı sürdürecektir. PWD gelişmelerin bu şekilde seyretmesinde, en azından uluslar arası alanın resmi siyasal muhatap olarak deklare edebileceği bir Kürt temsilinin olmamasının payının büyük olduğuna inanmaktadır. Açık ki, bu noktadan itibaren sadece Türkiye’nin kabul edilemez tutumunu eleştirmekle yetinemeyiz. Biz Kürtlerinde, muhatap sorununu çözmek gibi çok ciddi ve ertelenemez bir sorumlulukla karşı karşıya olduğumuzu bilmemiz ve bunun gereklerini acil olarak yerine getirmemiz gerekmektedir. Kuzey Kurdistan ve Türkiye de Kürt orijinli, ideolojik hattı yurtseverlik ve demokrasi olan yasal, kitlesel, demokratik parti hareketini geliştirmek ve bu güne kadar yan yana gelemeyeceği düşünülen Kürt siyasal güç ve şahsiyetlerinin bir araya gelerek, Kürt sorununun çözümünde meşru taraf ve muhatap olacak temsilini yaratmak, halkımızın da beklediği tarihsel adım olarak önümüzde durmaktadır. Geliştirilmek istenen demokratik toplum hareketi daha şimdiden kendi mantığının altında ezilmiş ve anlamsızlaşmıştır. PWD, Kuzey Kurdistan ve Türkiye de demokratik partileşme çalışmalarını gelişmeleri de dikkate alarak hızlandırmıştır. Bu çalışmasında PWD; bütün yurtsever ve Kürt sorununun demokratik cumhuriyet gibi içeriği belirsiz yaklaşımlarla çözülemeyeceğine inanan Kürt siyasal güçleri, şahsiyet ve kurumlarıyla birlikte olmaya azami özeni gösterecektir. Halkımızın da, ödediği bedellerin yok sayılması tehlikesini görerek PWD’ nin bu sorumlu yaklaşımına azami desteği sunacağına inanmaktayız. Öte yandan uluslar arası alanda muhatap olarak kabul görecek Kuzey Kurdistan çözüm platformunun da zaman geçirilmeden oluşturulması için, PWD ulusal sorumluluğun gereği neyse onu eksiksiz olarak yerine getirecektir. Tanık olduğumuz gibi Türkiye, müzakere tarihi alırken kendi cephesinden bir ulusal birlik sergilemiştir. Bizim açımızdan da ve daha önce halkımıza açıkladığımız gibi zemin her zamankinden daha elverişlidir. Paris beyanı başlangıç için bu zeminin adresi olabilir. Bütün Kürt ulusal güçlerinden, aydın ve sanatçılarından ve sorumluluk duyan bütün bireylerinden öneri içermeyen, birleştirmeyen, tolerans göstermeyen, eleştiriciliği bir yana bırakmalarını, ulusun sorumlu örgütleri, aydınları ve bireyleri olarak el ele vermelerini ve halkımızın beklentilerine cevap olmalarını beklemekteyiz. Her Şey Kürt Ulusunun Birliği ve Kürt Sorununun Çözümü İçin Partiya Welatpareze Demokraten Kurdistan 20 Aralık 2004 2004-12-20 http://www.welatparez.com Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz Konuyu tartismak icin tiklayiniz |
"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"Yezdan HAT Dersén Kurdî 13Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor. International News2008-11-13
2008-11-11
2008-11-10
2008-11-09
2008-11-08
2008-11-07
2008-11-06
2008-11-05 Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32 |