Welatparez.com 

 
Ümit Beyazdağ (Dr. Agit)
Yetkin toplum ütopyası ve PKK

Yaşamımızın sorumluluğunu üslenmemiz, hiç durmadan güç seçim ve kararlarla yüz yüze gelmek ve bunlarda yanlış yapınca da sonuçlarına katlanmak demektir. Napolyon “büyük adamlar yaptıkları eylemlerin sonuçlarına katlanan insanlardır” der. Gerçi büyüklük ve küçüklük göreceli kavramlardır. Ama yinede tarihte büyüklükleri su gibi berrak olan bir çok insan vardır. Tarihte, her ne kadar entrikadan nasibini almamış kahramanlık yoksa da, gerçek kahramanlar kendisine saygısını yitirmeyen kahramanlardır.ve gerçek kahramanların bir başka özelliği de asla megalomanik özelliklere sahip olmamalarıdır. Tarih bunlardan bahsetmeyi çok sevmese de onlar halkın yüreğindeki en görkemli yerlerde hep vardırlar.

Ütopyacı toplum anlayışları yetkin olma savındadırlar. Belli bir toplum eleştirisiyle ortaya çıkmalarına karşın, yetkin bir toplum düzeni kurduktan sonra, bu düzenin devamlılığını sağlamak için olabilecek her türlü eleştiriye ve değişikliğe karşı çıkmaları gerekmektedir. Oysa eleştiri ve değişim arzusu gelişme ve ilerleme için vazgeçilmezdir. Yetkin toplum savındaki bir düzen, en yetkin olduğuna duyduğu inanç ve güvenle, bir süre sonra gelişimin önünde duran en büyük engel olarak totaliter ve dogmacı bir düzene dönüşür. Tarihin bu konuda, örnek kabilindeki malzemesi azımsanmayacak kadar boldur. Geçmişin reddi ve geleceğin cenneti olarak tasarlanan ütopik toplum modellerinin kulağa hoş gelecek vaatlerde bulunmasına karşılık, bünyesinde taşıdığı bu hastalıklı durumdan dolayı bir süre sonra en dogmatik totaliter sistemlere yol açtıkları bilinmektedir. Cenneti vaat eden ideolojilerin sonuçta bir cehennem yaratmalarının temel nedeni de budur. Bütün bunlara karşın insanlar her zaman geleceğe dönük hayaller kurmayı sürdürürler. Yanlış olan insanda doğuştan beri varolan bu hayal kurma ihtiyacı değildir. Yanlış olan bunun, insanda bir yetkinlik yanılsaması anlamında değişmez bir saplantıya dönüşerek, bir durak noktası haline gelmesi durumudur.

Yetkin olma inancı ve iddiası ilerlemenin önündeki en büyük engeldir. Bu bir çelişki gibi görünse de böyledir. Aslında geçmişin köklü reddi ve geleceğin yetkin toplumsal arayışı içerisindeki ütopyacılar varolan toplumu yadsımakta ve zaman içinde, bir başka noktada daha yetkin bir toplum bulunacağını ileri sürmektedirler. Bundan dolayı da ütopyacı toplum modelleri ve bu doğrultudaki toplumsal hareketler şiddete ve romantikliğe eğilimlidirler. Toplumun gitgide daha kötüye gittiğini düşündüklerinden değişim süreçlerini durdurmak isterler. Yok eğer geleceğin yetkin toplumunu kurmakta olduklarına inanıyorlarsa, bu sefer ona ulaştıklarında bu toplumu sürekli kılmak isterler. Her iki durum da, totaliter bir sistemden daha ileri bir durumu ortaya çıkarmaz ve bu da insanlar için tam bir cehennem demektir.

PKK, hitap ettiği halk gerçekliği açısından, yetkin olma inancı ve iddiasını, liderlik kültü çerçevesinde paranoyak bir saplantı haline getirerek, ilerlemenin önündeki en büyük engel haline gelmiştir. Denetim altına almak istediği kitlelerde fanatizmi körükleyerek, dokunulmaz tabular yaratmıştır. Her cümlesini, önderlikle başlatıp önderlikle bitiren PKK nin dili, gerçeği anlatmanın değil, örtbas etmenin dili haline gelmiştir. Yani geldiğimiz aşamada PKK ve onun önderliğinin ortaya çıkardığı düşünce sistematiği, insanların zihnini belirli şablonlara hapseden bir düşünce prangasıdır. Kendisini bu prangaya kaptıran bir insan, dünyadaki her şeyi bu düşüncenin kaba teorisi içinde değerlendirmeye başlar. Her şeyi bu teoriye zorla uydurduğu için de, yaptığı zorlama yorumları birer kanıt zanneder ve böylece kendisini aldatır. Bu yaklaşım son dönemde işi o kadar ilerletmiştir ki“ ne mutlu türküm diyene “ vecizesinin bile, ” bilimsel ilerici ve yurtsever özünü” kanıtlamanın teorisini yapmaya kalkışmıştır. Ama ne yazık ki, mızrak artık çuvala sığmamış, aldatmayı hazmetmeyen midelerin acısı tabuları tartışmaya açmıştır.

PKK ve onun Liderlik yapısı, Kürt halkının yenilgilere uğratılmış özlemlerinin üzerinden, daha önceki benzerleri gibi, ütopik söylemlere dayalı yetkin bir toplumun kuruculuğunu üslenmeye çalıştı. Ve bütün diğer benzerleri gibi şiddete ve romantikliğe eğilimliydiler. Aslında dönemlerine göre yetkin sayılabilecek bir liderlik ve örgüt sistemine de ulaşıldı. Fakat bu durum, PKK bünyesinde ve özelliklede onun liderlik yapısında, bu yetkinliği sürdürme anlamında ilerlemenin temel motoru olan eleştiriye kapalı bir duruma yol açtı. Yerin ve göğün üstünde ki tanrı esirgeyendi ama bağışlamayandı. O her şeyi görür ve bilirdi. Bu yaklaşım çok geçmeden PKK liderliği ve hareketi çevresinde dokunulmaz bir zırh kuracak kadar kendisini tabulaştırdı. Ve fanatik kitlelerin zoraki kahramanı, tarihin gördüğü en trajik-komik duruma düştü. Ütopyanın yerinde ise yeller esiyordu artık… geriye bedelleri ortaya çıkardıklarından çok daha ağır olan bazı değerlerin yanında, sistem karşıtı bir hareketin sisteme yamanma teorisi ile hareket eden bir dibe vurmuşluk kaldı. Bu, Kürtler için bir trajediydi ve en kötüsü de, bu trajik durumun hala tek kurtuluş yolu olarak görülmesinin gereğinden fazla uzun sürmesi durumuydu.

Geleceğe yönelik toplumsal projelerimiz gerçekçi ve uygulanılabilir olmalıdır. Ütopya güzeldir. Ama yaşam, sürekli kendini yenileme anlamında bir sorun çözme süreci olarak daha başka bir şeydir. Doğru olan yaşamın bu devinimi içerisinde karşılaşılan sorunlara, yine yaşamın içinden çözümler bulabilmektir. Sosyologların, bölük pörçük toplum mühendisliği ismini verdikleri bu yaklaşım, günümüz dünyasında daha gerçekçi ve özgür seçenekler ortaya çıkarma gücündedir. Halkımızın kendisi için yeni toplumsal projeleri tartıştığı bu süreçte, doğru yaklaşım, dogmatik ütopik yetkin toplum modellerinden kaçınma yaklaşımıdır. Bütün filozofları aştığını söyleyecek kadar ileri gidip de, varolana yamanma anlamına gelecek teorik söylemlerin, artık bu halka vereceği hiçbir şey olamaz. Zihinlere vurulan prangalar kırılmaya başladı bile…

Her çözüm yeni sorunlar ortaya çıkarmaya devam edecek. Ve hayat her zamanki gibi ortaya çıkan sorunların bir çözüm süreci olarak akıp gidecektir. Sınırsız evren ve sınırsız insan hep yepyeni arayışlar içinde olacak. Kendini ezeli ve ebedi en yetkin güç olarak gören bütün yapılar, hayatın bu gerçeği karşısında direttikçe, dağılıp yok olmaya mahkum olacaktır.

2004-12-18

http://www.welatparez.com


Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz
Konuyu tartismak icin tiklayiniz

"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"


Yezdan HAT

Dersén Kurdî 13

Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor.

Dersén Kurdî - hemu

International News

2008-11-13

2008-11-11

2008-11-10

2008-11-09

2008-11-08

2008-11-07

2008-11-06

2008-11-05

Valid XHTML 1.0 Strict


Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32