Welatparez.com 

 
Metin ESEN
KÜRDİSTAN VE KUKKKE SORUNU!

Kürdistan sorunu ve Kürt Ulusunun Kendi Kaderinin Kendisinin Tayin Etme Hakkı ne sıradan bir bildirinin boyutuna sığar ne de gereksiz bir tartışma olan PKE yazdığı ve 200 yakın “aydının” imzasıyla yayınlanan deklarasyona!

Her şeyden önce Kürdistan sorunu bir bağımsızlık ve askeri işgalden arındırılma sorunu olarak vardır ve Kürt Ulusu bir millet olarak kendi kaderine kendisinin iradesiyle karar vermesi gereken bir durumdur. Dolaysıyla Kürt ulusunun adına birilerinin kişiler düzeyinde temsil hakkı yoktur. Ancak , o bireyler kendi toplumun çıkarlarını hedef alan çalışmanın içinde yer ve görev alırlar, kimsede bunu yadırgamaz; aksine çok doğal bir durumdur.

Kürt ulusunun kaderi İ.Bidlis-i’nin dediği gibi yaz boz tahtası değildir, ona saygı duymaktır. Ve birilerinin tatmin olması için üzerinde politika yürütülen bir araçta değildir. Olaylara bu gözden bakıldığı zaman bizim önüm! üz açıktır, sorun hangi zeminde nasıl ve hangi araçlarla Kürt Ulusunun Kendi Kaderinin Kendisinin Tayin Etme iradesini oluşturacak politikalar üretebiliriz?

Bir kere daha göstermiştir ki Kuzey Kürdistan’da süreci belirleyecek güç ve adımlardan yoksunuz. İşi getirip bir ilanın imzacılarıyla “saflar netleşmiştir!” veya ilk defa Kuzey Kürdistan da farklı anlayışlardan insanların bir araya geldiği birlik zemini oluşmuştur!”demek kendi kendimizi kandırmaktır. Sorun bireylerin değil sorun güçlerin, yani örgütlerin, parti ve gurupların bir araya gelip ortaklık zeminini tartışmaktır. Görünen o ki T.C. istediği amaca ulaşmıştır. Bir taraftan kendi makyajlı argümanları ve fotomontajlı resimleriyle Avrupa’ya giden yolun taşlarını temizlemeye adım atmıştır. İkincisi de başta Apo ve şürekasıyla birlikte gizli ve utangaç PKKli ler vasıtasıyla süreci kangrene çevirmiştir.

Kürdistan sorunu ve Kürt ulusunun kaderi Avrupa’nın Türkiye ile pazarlığına endekslenmiş gibi ! hareket edilmektedir. Türkiye AET’una girse de girmese de Kürd! istan so runu ve Kürt ulusu açısından ne değişecek? Böyle ucuz politikalarla diploması yapıldığını zannederek mi?

Bir deli kuyuya bir taş atıyor kırk akıllı da onu çıkarmaya çalışıyor! Bu gün gelinen nokta da bu ve içler acısı.

PKE öncülüğünde kamuoyuna sunulan bildiri ilanına gelen tepkiler ve onu destekleyenler ve çaresiz kalmış gibi son mecalıyla aman ne olursa olsun bu bildiri ilanı desteklenmeli ve onu orta yerde bırakmayalım gibi en geri bir konumda acınası bir hat oluşturdular.

Her şeyden önce Kürt ulusu ulus olarak çeşitli sınıf ve katmanlarıyla bir toplumdur. Ve bu toplumun içinde farklı düşünen düşünce yapılar mevcuttur. Doğal olarak herkes kendi konumuna uygun bir politika yapma misyonu biçer. Hal böyle olunca, toplumun üyesi bireyler kendi anlayışlarına gör yanlış buldukları şeye karşı hareket eder ve buna da hakkı vardır. Toplumun sorunlarını çözümünü farklı gören yapılar, güçler, bireyler doğal olarak kendilerince ortak bir zeminde bi! rlikte hareket etme hakları da vardır. Ben de birey olarak doğru buluyorsam ya desteklerim ya da bir fiilen gider içinde yer alırım, ya da olmazsa ona alternatif bir oluşuma giderim.

Kanımca Kuzeyli Güçlerin ortak bir platformu vardır ve bu platform aracılığıyla AP’ine bir dosya iletmişlerdir. Fakat aynı platform her ne hikmetse “biz onu önceden yaptık” gibi bir anlayış içinde bu günkü koşullarda sağlıklı olarak hareket etmeyince, doğal olarak PKE ‘de kendini kendi toplumuna karşı sorumlu hissederek ulaşabildiği insanlarla kamuoyuna bir bildiri sundular. Bunda şaşılacak ne var ve gayet normal! Desteklenir desteklenmez o da bireylerin, güçlerin kendi vicdanıyla orantılı bir durumdur. Ama, kalkıp bu girişimi Kürt Ulusunun iradesini temsil düzeyine çıkardığımız an asıl yanlışlık burada ortaya çıkar. Böyle bir girişimi yapanlar ancak Kürt toplumun içindeki bireyler ve kurumlar olarak vardır Kürt Ulusunun iradesini temsil etme yetkisi hukukende, politik olarak ta ! mümkün değildir. Onun için suda fırtına koparıp gündemi bulanı! klaştırm aya da gerek yok.

Diğer bir sorun da Avrupa’ya iletilen mesaj da Kürtlerin Kendi Kaderinin Kendisini Tayın Etme talebi sunulsa ne değişecek? Asıl sorun burada? Bir defa Fransa’nın kendisiyle çelişecek bir durumdur, çünkü, her şeyden önce Bask ve Korsika sorunu var ve bu ulusların kaderini kendileri tayın etsin diye bir durumu hiçte söz konusu değildir. İkincisi İspanyanın Katalan ve Bask sorunu vardır ve tavrı ortadadır. İngiltere’nin İskoçya ve İrlanda sorunu vardır ve durumu ortada, Yunanistan’ın Makedonya sorunu vardır. Ve üstelik Lozancı devletler olarak İngiltere ve Fransa ve İtalya’dır Türkiye’nin AB’ine girmesini en çok ta bunlar savunmaktadır. Unutmayalım ki Avrupa’nın bir Kürt politikası yoktur, Orta-doğu politikası vardır ve bu anlamda Orta-Doğuda yeni düzenin sahibi ve jandarması konumunda ise ABD vardır, ona alternatif olma temelinde Türkiye’yi coğrafi konumundan dolayı ve geçiş kapısı olarak ele alınmasındadır.Onlarda biliyorlar ki Türkiye hiçbir zaman A! vrupa’nın istediği kriterlere ulaşamayacaktır ve her şeyden önce karşılarında koskoca yirmi milyonu aşkın bir nüfusa sahip Kürt sorunu vardır! Bu sorun da Türk devletinin verdiği yarım saatlik televizyon da yarısı mutfak yarısı maç olan Kürtçe programla ve bir iki dernek ve bir iki şarkı sözü olan kasetlerin çıkmasıyla ve bir iki tane de Kürtçe dil kursuyla çözülmeyecektir. Ki Avrupa da en kati sansürün olduğu tek ülke Fransadır! Öğle her şeyi kamuoyunda tartışılmaz. Bir mizah dergisi olan Le Canar enchaine’nın onlarca mahkeme dosyası var !

Onun için Kalkundir arkadaşın dediği gibi AB’İ ne ağlama duvarıdır ne de başımızı kuma gömerek yaptığımız politikalardır. Sorun, Kürdistanın bağımsızlığı ve Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Kendisinin Tayin Etmesi sorunudur. Olaya bu açıdan bakıldığında işin bu ilanın şöyle bir misyonu ortaya çıkmaktadır; Kuzey Kürdistan da ki anti-sömürgeci güçlerin yeniden gelişme durumunun önünü kesmek ve bu süreçteki adımı sulandırmaktır. Y! ani,PKK ve sonrasının oluşumu olan hareketlerin giderek daralm! ası ve k endi içinde parçalanması durumunun boyutlanması ve Genel Kurmaya endeksli Apo’nun Leyla Zana ve arkadaşları aracılığıyla “yeni”, bir legal parti oluşumun önünün açılması noktasında anti-sömürgeci güçlerin baraj lanması için Apo ve şürekasının Türk Devletinin Avrupa Birliğine girmesi için yürütülen çapanın alternatifi gibi hareketle kamuoyunu yanıltma noktasına gidildi!

Bir taraftan Genel Kurmaya endekslenmiş Apo ve şürekasının legal düzeydeki çalışmasının yeni mimarlarının oluşma zeminini yaratmak hem de var olan anti-sömürgeci güçlerin nefes alma borularını tıkama, ki,Leyla Zana ceza evinden çıktıktan sonra piyon olarak ilk adımını başta Kuzey Kürdistan da yürüttüğü mitinglerde “üst kimlik!” “Asıl unsur!” gibi kavramlarla attıktan sonra Avrupa Parlamentosunda ödül törenindeki konuşmasıyla devam ettirerek yeni bir “Kürt” değil Türkiyelilik düzeyini kapsayacak parti çalışmasına girdi. Leyla Zana’nın artık giderek Kürt toplumu içinde itibarını yitirmeye başlam! asıyla misyonunun tamamlandığı ortaya çıktı ve bunun da en bariz örneği , artık kendi arkadaşları bile onu eleştirerek iyice gözden düşmesine yol açtı.

Bu bilinçli hazırlanan bir süreçti..Hem itibarı düşen ve günden güne daralmaya başlayan İmralı konseptisinin kan kaybının durdurulması için “yeni” bir tıkaç lazımdı! Hem de o bir taraftan İmralı konseptisinin Genel Kurmaya endeksli olduğu açığa çıkınca, buna alternatif bir oluşum yaratma ve aynı zamanda bu oluşum ayağıyla İmralı konseptisinin politikasını hayata geçirmek hedefi esas alınmıştır.

İlan gözden geçirildiğinde dikkat edilirse sürekli milli misaki esaslı bir politik uygulamanın savunulması ve işi demokratik bir takım hakların elde edinilmesi,ama T.C.nin üniter devlet yapısına dokunulmadan ve yeni sınırlar oluşturulmadan hareket edilmektedir.

Kuzey Kürdistanlı anti sömürgeci kurumlara, kadrolara, aydınlara gidilmemesi bilinçli bir hesaptır ve bu hesapla “yeni demokratik hareke! tin (!)” alt yapısının oluşturulması gözetilmiştir.Kamuoyuna s! unulan d eklarasyonun asıl amacıda bu olmuştur. Yoksa tek, tek bireylerin ,örneğin Ahmet Zeki Okçu oğlu ve ona benzer insanların yakındığı bize haber verilmedi vs. değil. Olay uzun bir sürecin ürünü olarak hazırlanan bir hesabın sonucudur.

Onun için asıl sorun bu tahrip edilmiş ve derin yaralar almış Kuzey Kürdistanda nasıl bir güç ve örgütlenme yaratabiliriz ve hangi zeminde Kürt Ulusu Kendi Kaderini Kendisi Tayın Edebilir?

İŞTE BU NOKTADA BİZİM HİKAYEMİZ BAŞLAMAKTADIR!

2004-12-17

http://www.welatparez.com


Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz
Konuyu tartismak icin tiklayiniz

"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"


Yezdan HAT

Dersén Kurdî 13

Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor.

Dersén Kurdî - hemu

International News

2008-11-13

2008-11-11

2008-11-10

2008-11-09

2008-11-08

2008-11-07

2008-11-06

2008-11-05

Valid XHTML 1.0 Strict


Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32