Welatparez.com 

 
Osman Öcalan
Kürtlerin dost kazanma zamanıdır

İnsanlık yeni yüzyıla girerken özgünlükleri olan düşük yoğunluklu bir dünya savaşıyla karşı karşıyadır. Büyük güçler orta doğuda yoğunlaşan savaşın tarafı durumundalar. Iraktaki çatışmalar hem bölgesel hem de uluslar arası nitelik taşımaktadır. ABD-İngiltere ilişkisinin öncülük ettiği ittifakın süren müdahalesi orta doğunun yanında dünyanın da dengelerini derinden etkilemektedir. önce ki yüzyıla ait statükonun parçalanması üst boyutlara çıkmıştır. Eski ilişki düzeni büyük ölçüde gerçekliğini yitirmiştir. Diğer taraftan statükoyu yaşatmaya yönelik direniş ve çabalar etkisiz kalmaktadır. Her şeyin yeniden yapılandırılması kaçınılmaz hale gelmiştir. NATO-BM vd. uluslararası kuruluşların bugünün koşullarına göre düzenlenmesi gündemdedir.

Irak somutunda bölgemize yapılan müdahale büyük direnişe rağmen devrimci bir durum yaratmıştır. Egemen rejimlerin yakın gelecek için güvenceleri kalmamıştır. Türkiye dahil Kürdistan ı egemenlikleri altında bulunduran rejimler geleceklerini tehdit altında görmekteler. Özellikle Kürt sorununun çözüm koşullarına kavuşması onları ala bildiğine ürkütmektedir. Kendilerini yaşatmanın açık ve gizli ittifaklarını kuruyorlar. Daha birkaç yıl öncesinin düşmanlıkları yerini en ileri düzeyde dostluklara bırakmış bulunuyor. Türkiye ve Suriye her bakımdan iş birliğini epeyce ilerletmişlerdir. Türkiye ve İran arasında son iki yılda ilişkiler güçlenmiştir. İran – Suriye ilişkileri daha da pekişmiştir. ABD nin rahatsızlıklarına rağmen Türkiye, İran ve Suriye ile çok yönlü ilişkilerini geliştirmiştir. Bu ülkelerin kurduğu üçlü ittifak bölgenin statükosunu koruma amacına endekslenmiştir.

Üçlü ittifak, Iraktaki direnişi, onun karakterine bakmadan desteklemektedir. Fanatik İslamcı unsurların ağırlıkta olduğu direniş hareketine lojistik olanaklar bu ittifak tarafından sağlanmaktadır. Basın – yayın alanında direnişin sözcüsü işlevini görmekteler. İttifak, hem İslam ın hem de milliyetçi unsurların moral kaynağı haline gelmiştir. Böylece Irakta süren direniş iç dinamikler yerine dış dinamiklerin eseri olmaktadır. Dolayısıyla savaşın bir tarafı ABD nin öncülük ettiği uluslar arası koalisyon olurken diğer taraf ise üçlü ittifakın yönlendirdiği, İslamcı milliyetçi ve klasik solculardan oluşan bölgenin statükocu güçleridir. Uluslararası koalisyona karşı İslamcı, milliyetçi ve klasik solcuların oluşturduğu statükocu bölgesel ittifak, Irakta savaş halindeler. Bunun dışında kalan güçler ise iki taraf arasında dengede duruyorlar. AB nin bir çok ülkesi, Rusya federasyonu, Çin ve bir çok gücün durumu buna örnektir. Orta doğunun İslamcı, milliyetçi ve klasik solcu kesimlerinden meydana gelen statükocu koalisyonda Kürtlere yer yoktur. Üçlü ittifakın öncülük ettiği bu koalisyon ABD ve İsrail’in yanı sıra Kürt halkına da düşmandır. Kaldı ki üçlü ittifakın kuruluşunun temel bir gerekçesi Irak a müdahalenin yarattığı uygun koşulların Kürt Halkının özgürlüğü ile sonuçlanmasını önlemektir. Bunların, Kürt sorununun çözümü değil Kürdistan özgürlük hareketinin bastırma konsepti vardır. Ha keza statükocu bölgesel koalisyonu oluşturan güçler Kürtlere düşmandır. İslamcılar, milliyetçiler ve klasik solcular halkımızın özgürlük mücadelesini bastırmak için ortak tutum içindeler.

ABD ve İsrail düşmanlığı yapan statükocu bölgesel koalisyon güney Kürdistan daki federal oluşumu önlemek amacıyla yoğun çaba sarf ederken, Kürdistanın diğer parçalarında ulusal özgürlük hareketini tasfiyeye yönelik saldırılarını sürdürüyor. Türkiye, İran ve Suriye nin kurduğu üçlü ittifak Özgürlük hareketinin tüm kesimlerine karşı siyasi, askeri, diplomatik vs. saldırılar yürütmektedir. Kongre – Gel in ittifak arayışına bir değer verilmemektedir. Anlaşıldığı kadarıyla Kürtler adına işbirlikçilik bile kabul edilmemektedir. İstihbarat örgütleri üzerinden gösterilen ilgi ve sürdürülen ilişkiler bile saldırılara zemin yapılmaktadır.

Türkiye kalıcı barışın sağlanmasına hizmet edecek adımlar atmamaktadır. Kürdistan özgürlük hareketinde hiçbir kesimi muhatap almamaktadır. Tam tersine Kürt leri iradesiz bırakmak temel yaklaşım durumunda. Sorunun çözüme kavuşturulması konusunda ne iktidarın nede muhalefetin programı mevcuttur. Diğer taraftan çözüme katkıda bulunacak bir siyasi af bile çıkarılmamaktadır. Özgürlük hareketinin tasfiyesi dayatılan konseptin özünü oluşturmaktadır. Suriye rejiminin tutumu ise son derece iğrençtir. Kürt halkına en sıradan bir hak verilmezken 50 nin üzerinde Kongra –Gel yöneticisi ve kadrosu korsanvari tarzda yakalanarak Türkiye ye teslim edildi. Her özgürlük talebi sertçe bastırıldı. Sorunun çözümüne yönelik bir programa sahip değildir. Son olarak Kongra –Gel in 5 yönetici kadrosu bu rejim istihbarat güçlerince Irak topraklarında katledildi. İran ‘a gelince ; iki yıldır Kürdistan Özgürlük mücadelesine karşı savaş halindedir. Gerilla güçlerine yönelik operasyonlarını aralıksız biçimde sürdürdü. Operasyonlar da onlarca gerilla yaşamını yitirirken bir o kadarı da yaralandı. İran rejiminde Kongra –Gel ‘in onlarca üyesini hukuk dışı yollarla Türkiye ye teslim etti.

Türkiye, İran, Suriye nin kurduğu üçlü ittifak Kürdistan özgürlük hareketiyle savaş yolunu seçmiştir. Diyebiliriz ki üçlü ittifak dışta ABD nin müdahalesine içte ise Kürdistan özgürlük mücadelesine karşı savaşmayı amaç edinmiştir. ABD karşıtlığında önemli etkenlerin biriside müdahalenin Kürtler için yarattığı fırsatlardır. Irakta müdahalenin başarısızlığa uğraması durumunda bu fırsatların ortadan kalkacağı hesabı yapılıyor. Aynı zamanda ABD nin başarısı Kürtlerin başarısı olacaktır. Nereden bakılırsa bakılsın Orta doğuda ABD ve Kürtlerin Kader ortaklığı söz konusudur. Başarı kadar başarısızlıkta da bu ortaklık kaçınılmazdır.

Gelişmelerin seyri doğru değerlendirildiğinde bugün ırakla çatışan ABD, yarın İran ve Suriye ile çatışacak, bir sonraki süreçte ihtiyaç duyulan değişimleri yapmasa Türkiye müdahalenin hedefi olacaktır. Genişleyerek sürecek olan müdahale Kürt sorununun çözüm koşullarını alabildiğine açacaktır. Deyim yerindeyse ABD müttefikleriyle birlikte savaşacak Kürtler savaşacaktır. Objektif etkenler, ABD yi Kürtlerin birincil derecedeki müttefiki haline getirmiştir. Kürdistan Özgürlük hareketinin bütün kesimleri bu gerçeği kavrayarak gereklerini yapmak durumundalar. AB, Rusya federasyonu gibi güçlerle ittifak ABD ile geliştirilecek dostluk üzerinde anlam kazanacaktır. Orta doğuda ABD nin artan aktivitesi ve uyguladığı politikalar, onu Kürtler açısından birincil planda dost güç konumuna çıkarıyor. Bölge rejimlerinin olumsuz tutumunun toplumda yarattığı tepki ABD için Kürtlerin desteğini alabildiğine önemli kılmıştır. Bu desteğin sınırsızca sunulması Kürt - ABD dostluğunu güçlü biçimde geliştirecek, Kürtlerin dünya çapında çok sayıda dostluk yaratmasının önünü açacaktır.

Başkan Bush’un yeniden seçilmesi Kürt –ABD dostluğunun gelişme şansını artırırken bu şansı yeterince değerlendirmek gerekir. Bush yönetimine her türlü destek vermekte tereddüt edilmemeli. Özgürlük hareketinin bütün kesimlerinin sunacağı çok yönlü destek karşılıksız kalmayacaktır. Bu temelde yaklaşmayan Kürt halkına hizmet edemez. Kongra –Gel gibi hem camiden hem de kiliseden olmamak ve Kürt halkı dostsuz bırakılmak istenmiyorsa ABD ile dostluğa büyük değer verilerek uluslararası dostluklara yeni bir düzey kazandırmalıyız.

2004-12-12

http://www.welatparez.com


Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz
Konuyu tartismak icin tiklayiniz

"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"


Yezdan HAT

Dersén Kurdî 13

Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor.

Dersén Kurdî - hemu

International News

2008-11-13

2008-11-11

2008-11-10

2008-11-09

2008-11-08

2008-11-07

2008-11-06

2008-11-05

Valid XHTML 1.0 Strict


Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32