Ana menu
|
Demokratik Barış İnisiyatifi 1. Konferansı gerçekleşti 21.yüzyılın şafağında yakaladığı tarihi çözüm fırsatını doğru değerlendirme yeteneğini gösteremeyen ve Kürt özgürlük hareketini tıkanmayla yüz yüze getiren Kongra-Gel’den ayrılan demokratik değişim eğiliminin geliştirdiği Demokratik Barış İnisiyatifi 2-5 Ağustos 2004 tarihleri arasında gerçekleştirdiği 1.Konferansıyla demokratik değişim ve çözüm iddiasını yeni bir aşamaya taşıdı. Demokratik Barış inisiyatifi 1.Konferansı, gündemine aldığı önemli konuları tartışarak ciddi bir iddia ve kararlılık düzeyine ulaşmış, yeni bir misyon ve imajla Kürt demokratik siyaseti ve çözüm sürecine giriş yapmıştır. Konferansımız her şeyden önce doğru bir çağ değerlendirmesi, bölge ve kürdistan’daki durumun analizini yapmayı yeni demokratik çıkışa temel teşkil eden önemli bir yaklaşım olarak benimsemiştir. Bilimsel-Teknik alanındaki devrimsel gelişmelerin, insan hakları ve özgürlüklere ilişkin yükselen değerlerin damgasını vurduğu günümüz dünyası bir çok bakımdan 20.yy.dan ayrı özellikler taşımaktadır. İnsanlığın temelde sınıf ve ulus biçimindeki ayrışmasına ve bundan kaynaklanan çelişki ve çatışmasına dayanan 20.yüzyılın iki kutuplu dünyası bölgesel ve dünya çapında büyük ve yıkıcı savaşlara sahne olmuştur. Bu bölünme ve çatışmanın somut bir ifadesi olarak şekillenen Doğu-Batı bloklaşması arasında yaşanan mücadele toplumsal çelişki ve mücadelesinin tüm alanlarını etkisine almıştır. Çağın en etkili akımı olan milliyetçiliğe dayanan emperyalist hegomanyacılığa karşı gelişen ulusal kurtuluşçuluk ve reel sosyalizm, insanlığı yaşadığı ağır sorunlardan kurtaramamıştır. Özellikle 1. ve 2. dünya savaşları büyük yıkımlara ve uzun yıllar sarılması zor yaraların oluşmasına yol açmak kadar, yeni arayışlara ve çabalara da vesile olmuştur. Yüzyılın sonuna gelindiğinde; insanlığa büyük umutlar aşılayan ve sosyalizmi gerçekleştirme iddiasıyla gelişen Sovyet sistemi, karşı çıktığı kapitalist-emperyalist sistemin bir versiyonu olmaktan kurtulamamış ve dağılmıştır. Reel sosyalizmin çözülüşü 20.yy.ın dayandığı dengeleri alt-üst etmiş ve yeni bir tarihi dönem başlatmıştır. Keza kapitalist-emperyalist sistemde insanlığın yaşadığı ve esas olarak temsil ettiği sistemden kaynaklanan büyük sorunları çözememiş, yeni arayışlara yönelmiştir. Demokrasi, insan hak ve özgürlükleri yükselen ortak değerler olarak öne çıkmıştır. Yaşadığımız çağın demokrasi,insan hak ve özgürlükleri çağı olarak tanımlanması anlamlıdır.Bilimsel-teknik devrim ve bilişim-iletişim alanındaki dev ilerlemeler insan bilinci ve yaşamında köklü gelişmelere ve değişime yol açmıştır.Aşırı uçlarda seyreden kamplaşma ve çatışmalar aşılma sürecine girmiştir.oluşan bilinç, ekonomik,sosyal,kültürel temel ve tecrübe birikimi insanlığı daha çok barış içinde demokratik değerlere dayalı ve farklılıkların kabulü temelinde bir arada yaşama arayışına yöneltmiştir.yeni bir zihniyet ve demokratik siyaset anlayışı yönetim ve toplum ilişkisinde etkili olmaya başlamıştır. Küresel çapta yükselen ortak değerler her geçen gün yaşama daha fazla nüfuz etmektedir. Globalleşen dünyada insanlığın ortak sorunları haline gelen nükleer tehdit, ekolojik denge bozukluğu, çevre kirliliği, sağlık ve gelir dağılımındaki adaletsizlik küresel çaptaki ortaklaşmanın temel gerekçeleri haline gelmiştir. Geride bıraktığımız yüz yıllarda sorunların temel çözüm yöntemi olarak etkili olan şiddet-savaş artık rağbet ve itibar görmemektedir. Barışçıl ve siyasal diyaloga dayalı çözüm tarzı başarılı ve kalıcı sonuçlar yaratma özelliğindedir. Dolayısıyla 20.yy.ın sınıf-ulus temeline dayanan aşırı uçlardaki çatışma ve kamplaşma zihniyetiyle yeni yüzyılda gelişme kaydetme ve yaşama şansı yoktur. İnsanlığın yaşadığı hızlı ve somut ilerleme her toplumsal kesime ve güce değişim-dönüşüm temelinde kendini yeniden yapılandırmayı ve çağa uyum sağlamayı dayatmaktadır. Bu yeteneği gösterenler gelişme ve yaşama şansını güçlendirerek devam ettirecek, göstermeyenler ise aşılacaktır. Yaşadığımız siyasal toplumsal olaylar bunu kanıtlar niteliktedir. Bu bağlamda Orta doğuda yaşanan siyasal gelişmeleri doğru okumak önem taşımaktadır. Bilimsel-teknik devrimin yön verdiği küresel çaptaki değişim dalgası Ortadoğuyu da etkisine almış bulunmaktadır. insanlığın beşiği olan Ortadoğu yaşadığı çelişki ve sorunların karakterinden kaynaklanan çok sancılı bir süreci yaşamaktadır. Çok- uluslu, çok-kültürlü yapısından kaynaklanan sorunlu ve çatışmalı yapısı dış güçlerin müdahalesiyle derinleşen ve içinden çıkılmaz bir hal alan bugün Ortadoğu bugün çağın gelişme özelliklerine ters bir konumda bulunmaktadır. Özellikle 1. ve 2. dünya savaşı ardından oluşan statüye dayanan siyasal rejimlerin varlığı, bölgenin demokratikleşmesi ve halkların özgür birliğine dayalı barış içinde bir arada yaşaması önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır. Bölgede etkili olan dini dogmatizm ve milliyetçilik bilimsel-aydınlanmayı önlemektedir. Ortadoğu orijinini koruma adına çağ dışı zihniyet ve toplumsal gerilikler savunulmakta, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri hiçe sayılmaktadır. Demokratik ölçüler ve değerleri bölgeye dışarıdan dayatılan yabancı değerler olarak gören bu zihniyet çağın yükselen değerleriyle buluşmayı istememektedir. Bölgenin iç toplumsal dinamikleri mevcut statükoyu aşmaya, dönük önemli bir mücadele yürütmesine rağmen aşmaya yetmemiştir. Özellikle Filistin direniş hareketi ve Kürt özgürlük mücadelesi bölgedeki statükoyu ciddi biçimde sarsmış fakat aşamamıştır. ABD önderliğindeki uluslar arası güçlerin Irak’â müdahalesi ardından bölge yeni bir sürece girmiştir. ABD’nin müdahalesi ile yıkılan Saddam rejimi sahsında bölgedeki statüko parçalanmıştır. Otokratik, teokratik, oligarşik baskıcı rejimler aşmak yada aşılmak seçeneğiyle karşı karşıyadırlar. Müdahaleyi yapan güçlerin hegomonik amaçları göz ardı edilemez ancak objektif sonuçları itibariyle bu müdahale bölgenin anti demokratik, insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan, değişik ulusal toplulukların, etnik grupların özgür- demokratik gelişimine imkan tanıyan rejimlerin dağılmasına, demokratik güçlerin gelişmesine alan açmaktadır. Bölgedeki statükocu rejimler başta olmak üzere, şoven milliyetçi ve dini fanatik güçlerin müdahale karşıtlıkları, mevcut olanı koruma ve egemenliklerini devam ettirme gayretinin ötesinde bir amaç taşımamaktadır, dolayısıyla halkları çıkarına değildir. Klasik solculuğun anti-emperyalistlik adına dini fanatik ve statükocu rejimlerle aynı kulvarda at koşturması devrimci- demokratlık adına savunulur bir duruş değildir Uluslar arası güçlerin bölgeye müdahalesi en somut etkisini Kürt halkı ve özgürlük hareketi üzerinde göstermiştir. Bölgenin en eski halkı olmasına rağmen Kürtler mevcut statükoya kurban edilmiş ve utanç verici bir konumda yaşamaya zorlanmıştır. Kürtler ulusal demokratik mücadelede önemli bir mesafe kat etmelerine rağmen statükoyu aşmayı başaramamıştır. Gerek Güney Kürdistandaki yurtsever Kürt hareketi gerekse Kuzey’de yükselen Ulusal özgürlük mücadelesi bölgedeki Kürt inkarına dayalı statükoyu ciddi biçimde sarsmış ve çözüm olanaklarını yaratmıştır. ABD’nin Irak’a müdahalesiyle ortaya çıkan yeni durum Kürt özgürlük hareketinin gelişimini ve sorunun demokratik özgür birlik temelinde çözümü için tarihi fırsatlar yaratmıştır. Denilebilir ki, yeni koşullar herkesten çok Kürt halkına demokratik gelişme imkanı sunmaktadır. Kürdü inkar eden ve özgür yaşam sansı tanımayan bölgenin kurulu sistemini savunmak için Kürt halkının hiçbir gerekçesi yoktur. Statükoyu aşma yada dağıtmayı hedefleyen girişim ve çabalarla ilişki ve dayanışma içinde hareket etmek Kürtler açısından doğru bir politikadır. Dolayısıyla Kürtler müdahale karşıtı bir politika ve duruş içinde olamazlar. Bu tarihi fırsatı doğru değerlendiren politikalar üretmek Kürtler açısından hayati önemdedir. Yine Kürt sorunuyla direkt muhatap olan Türkiye, Suriye ve İran gibi ülkelerin eski politikalarını sürdürme şansları kalmamıştır. Irak’ta saddam rejiminin yıkılması ve demokratik yeniden yapılanma sürecinin gelişmesine paralel olarak Kürt sorunu çözüm sürecine girmiştir. Güney Kürdistan’da oluşan Kürt Federe Devleti Kürt özgürlük hareketinin ortak bir kazanımı olduğu kadar, genelde Kürt sorununun çözümüne güç veren bir destek, dayanak ve moral kaynağıdır. Bölgenin en önemli güçlerinden biri olan Türkiye, Kürt sorununu çözme ve demokratikleşme sürecini geliştirmede, sistemden ve hakim politikalardan kaynaklı ciddi sancılar yaşamaktadır. Kürt özgürlük hareketinin çözümü ve demokratikleşmeyi zorlayıcı etkisi ve AB’ye üyeliğin gerekleri sınırlı bazı demokratik açılımlara yöneltse de henüz köklü değişim ve çözüm gerçeğinden uzaktır. Ordu ve devlet bürokrasisinde etkili olan ulusal-devletçi Kemalist eğilim demokratikleşmeyi engellemektedir. Toplum ve siyaset alanında güçlenen demokratikleşme eğilimi AB’ye üyelik sürecinin hızlanmasıyla birlikte daha fazla etkinlik kazanacak, devletçi-Kemalist eğilim marjinalleşme durumunu yaşayacaktır. Demokratik değişim sürecinin en dinamik ve örgütlü gücü Kürt özgürlük hareketidir. Otuz yıllık bir mücadele geçmişine sahip olan Kürt özgürlük hareketi, Kürt ulusal dirilişi ve özgürlük mücadelesinde tarihi bir rol oynamış ve Türkiye’nin demokratik değişim surecinde en temel itici güç olmuştur. Ne var ki; PKK önderlikli Kürt özgürlük hareketi diriliş dönemindeki tarihi rolünü çözüm ve demokratikleşme surecine taşımayı başaramamıştır.Bu gün Kongra-gel biçiminde kendisini tanımlayan özgürlük hareketi, iç demokratik dönüşümü yapamadığı için Kürt demokratikleşmesini geliştirmemekte ve çözümleyici politikalar üretememektedir. 1.Konferansımız bu değerlendirmeye bağlı olarak temel politik yaklaşımlarını belirlemiştir. a-20.yy sınıf-ulus farlılaşmasına dayanan aşırı uçlardaki kutuplaşma ve çatışma aşılma surecine girmiştir. şoven milliyetçilik, sol dogmatizm ve dini fanatizm ulusal-toplumsal, etnik ve kültürel sorunları çözme yeteneğinde değildir ve demokratikleşme önünde engeldir. Demokratik kriterler ve buna dayanan demokratik siyaset ve diyalog sorunların temel çözüm yöntemidir. şiddet çözüm değil, sorun üretir.Terörizmin karşısında durmak insani bir yaklaşımdır. b-Demokrasi ekseninde birey ve gurupların, halkların ve kültürlerin farklılıklarıyla beraber bir arada yaşamalarını mümkün kılan demokratik özgür birliklerin yaratılması esas amaçtır. c-Orta doğu’daki anti-demokratik, insan hak ve özgürlüklerini hiçi sayan,halkların ve kültürlerin demokratik özgür gelişimini engelleyen baskıcı otoriter rejimler aşılmak zorundadır. Bu bağlamda bölgedeki statükoyu dağıtmayı hedefleyen ABD müdahalesi demokratikleşmeye imkan sunduğu ve Kürt sorununun çözüm imkanlarını artırdığı için desteklenmelidir. Yine Geniş Ortadoğu Projesi, bölgenin yaşadığı çağ dışı konumu aşma surecini hızlandıracaktır. d-Irak’ın demokratik yeniden yapılanması desteklenmeli ve olumlu yönde katkı sunulmalıdır. e-Güney Kürdistan’da oluşan Kürt Federe Devleti, Kürtler için tarihi bir kazanımdır, sahiplenmek ve güçlendirmek her Kürt yurtseverinin görevidir. Güney’deki Kürt oluşumunu İlkel milliyetçi bir yapılanma olarak gören anlayış aşılmıştır. Ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve teknik temeldeki gelişme bu değerlendirmeyi geçersiz kılmaktadır. Küresel çaptaki gelişmelerle etkileşim içinde şekillenen Kürt Federe Devletinin dar milliyetçi bir büzülmeyi yaşayarak şoven bir karaktere bürünme zemini zayıftır. Demokratik içerik kazanma alanında yaşadığı sorunlar, güçlendirici eleştirisel destek ve katkılar sağlanarak aşılabilecektir. f-İran’daki teokratik rejimin kendini sürdürme koşulları zayıftır. Çağımızın değişim rüzgarları, Kürtlerin çözüm talepleri ve iç muhalefetin demokratikleşme çabaları ve uluslar arası güçlerin artan baskısı İran’a değişim temelinde bir seçeneği dayatmaktadır. Suriye ve Türkiye ile geliştirdiği anti-Kürt ittifakı tehlikelidir ve karşı durulmalıdır. İran’da mevcut rejimi aşarak demokratikleşmeyi ve Kürt sorununu çözmeyi hedefleyen hareketler ve çabalar aktif desteklenmeli ve güçlendirilmelidir. g-Suriye benzer bir süreci yaşamaktadır. İran’a göre daha köksüz ve zayıf bir konumda bulunmaktadır. Rejim iç hassas dengelere dayalı olarak varlığını devam ettirmeye çalışmaktadır. Türkiye ve İran’la ittifakına sığınarak ömrünü uzatma çabası sonuç vermeyecektir. Mevcut rejimin en güçlü dayanağı olan Kürtlerin çözüm talebi karşılanmaz ve demokratik değişim gerçekleştirilmezse, Suriye en hızlı çözülme sürecini yaşayacaktır. Ortaya çıkan elverişli uluslar arası ve bölgesel koşullar demokratik muhalefetin gelişmesine ve etkili olmasına büyük fırsat sunmaktadır. Örgütlü Kürt kitlesi ve öncü bağımsız çıkışın geliştirilip güçlendirilmesi ve desteklenmesi temel tutumumuzdur. h-Türkiye AB’ye üyelik sürecinin gelişmesiyle birlikte daha hızlı bir demokratikleşmeyi yaşayacaktır. Atılan sınırlı demokratik adımlar olumlu olmakla beraber yeterli olmaktan uzaktır. AKP hükümetinin daha cesur adımlar atmasına ihtiyaç vardır. Özellikle Kürt dili ve kültürünün gelişmesini kısıtlayan engellerin aşılması, yerel yönetimlerin güçlendirilerek ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve eğitsel alanda inisiyatifli kılınması, Genel Af temelinde tüm siyasi tutuklu ve yasaklıların demokratik sürece katılımının sağlanması, siyasetin demokratikleştirilmesi ve tüm toplumsal kesimlerin siyasi iradelerinin parlamentoya yansıması önündeki engellerin aşılması, köy koruculuğunun lağvedilerek, köye dönüşün sağlanması ve Kürdistan’ın yeniden imarı acili yet teşkil etmektedir. Konferansımız benimsediği bu temel yaklaşımları esas alarak Kürt özgürlük hareketinin yaşadığı tıkanmayı aşarak, demokratik çözüm sürecini hızlandırmayı, halkımız açısından ortaya çıkan tarihi fırsatları doğru değerlendirerek çözümü başarıyla gerçekleştirmeyi kaçınılmaz bir ihtiyaç ve sorumluluk olarak değerlendirmiştir. Bu temelde Demokratik Barış İnisiyatifi 1.konferansı; PWD (Partiya Welatparez’e Demokratik)-YDP (Yurtsever Demokratik Parti)’nin inşa sürecini başlatma kararı almıştır. PWD; Kuruluşu gerçekleşmiş bir siyasi parti değil, inşa sürecini yaşayan bir siyasi oluşumdur. İnşa sürecini demokratik-yurtsever ölçülere uygun ve özgür katılıma dayanan bir tartışma, katılım ve kararlaşma temelinde gerçekleştirecektir. Konferansımız Eylül 2004 tarihinde kurucular kurulu toplantısını gerçekleştirmeyi kararlaştırmıştır. Bu süreç tüzük, program ve temel kararların taslak çalışmalarının yürütüldüğü ve kurucu üyelerin katılımının tamamlandığı bir süreç olacaktır. PWD; Türkiye’ye dönük bir çalışma, örgütlenme ve mücadele içinde olacaktır. Yeni bir misyon ve kararlılıkla ortaya çıkan PWD’nin temel amacı Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik özgür birlik temelinde, barışçıl ve siyasal diyalog temelinde çözümünü sağlamak, Kürt halkının temel hak ve özgürlüklerini güvenceye almaktır. PWD; iç ve dış ilişki ve ittifaklarında demokratik kriterleri ve yurtseverliği temel almaktadır. Siyasetin sağ yada sol yelpazesinde olsun demokratik kriterlere uygun davranan tüm kişi, grup, örgüt, parti, kurum, toplumsal kesimler ve devletlerle ilişki ve ittifak geliştirmekten yanadır. Dış ilişkilerinde demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümüne olumlu yaklaşımı ilişki anlayışının temeline oturtur. Bu temelde Kürdistan’ın diğer parçalarındaki siyasi güçlerle bağımsız dostluk, ilişki ve ittifak geliştirmeyi temel bir politika olarak benimser. Kürt ulusal birliğinin her şart altında gerekli ve önemli olduğunu savunur. Ben merkezci, dar grupçu, mahalli yaklaşımları ulusal birliğin önüne çıkaran yaklaşımları red eder. PWD; Abdullah ÖCALAN’IN yaşadığı esaret koşullarının aşılması ve özgürlüğüne kavuşmasını insani ve ahlaki bir görev olarak kabul eder ve bu temelde caba içinde olur. İdeolojik düşüncelerine değer verir ancak politikalarını ve kararlarını bağımsız iradesiyle oluşturur ve uygular. Demokratik değişim ve çözüm ihtiyacından kaynaklanan ve inşa sürecini yaşayan PWD(Partiya Welatparez’e Demokratik); Kongra-Gel’i dağıtarak aşmayı değil, Kongra-Gel şahsında Kürt özgürlük hareketinin yaşadığı tıkanmayı aşarak,mücadele değerlerini ve kazanımları demokratik çözüm sürecine taşımayı ve geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu temelde PWD Kongra-Gel’i demokratik hoşgörü ve saygı temelinde dostluk ve ilişki geliştirmeye çağırır. Meşru Savunma Gücü HPG’yi yurtsever bağımsız çizgide bir duruşun sahibi olmaya, barış ve demokratik çözüm sürecini zorlayan ve kazanımları tehlikeye sokan pravakasyonlara karşı duyarlı ve sorumlu bir tutum takınmaya çağırır. PWD;Türkiye ve Kürdistan’da sol bir hastalık olarak yaygınca yaşanan ve hala devam eden aşırı uçlardaki keskin saflaşma ve cepheleşme tarzının aşılarak tüm demokratik eğilimlerin, demokratik zeminlerde buluşmasını,demokratik siyaset, kültür ve örgütlenmenin gelişmesi açısından önemli görür. PWD; Demokratik kriterleri ve kültürü Kürt toplumuna ve siyasetine taşırma iddiası ve kararlılığıyla ortaya çıkmıştır.Ben-merkezci kendisinden olmayana düşünce özgürlüğü ve yaşam hakkı tanımayan, insanı siyaset ve örgütün bir aracı olarak gören anlayışın eleştirisi temelinde ortaya çıkmıştır. Demokratik esaslara dayanan bir örgütlenme modelini esas alacaktır. Üyeliğin özgür iradeye dayalı ve gönüllülük temelinde gerçekleşmesini benimsediği gibi, üyelikten ve görevden ayrılmayı da temel bir hak olarak görmektedir. Ortak amaçlar doğrultusunda ve demokratik ölçüler temelinde bir araya gelen üyelerin farklı görüşlere sahip olması, PWD’nin ortak amaçları doğrultusunda ve birlikte çalışmanın önünde engel değildir. PWD; Kadın özgürlük sorununu toplumsal özgürlüğün ayrılmaz ve en temel öğesi olarak görür. Kadının yaşamın her alanına özgür iradesi ve tercihiyle katılımını savunur ve destekler. Kadın özgürlük sorununu siyasetin hizmetinde bir araç gören yaklaşımları ret eder. Özgür yaşam felsefesini benimseyen PWD, Özgür ilişkiyi somut bir olgu olarak geliştirir ve yaşam temelinde sorunlarını çözmeyi, eğitip geliştirmeyi esas alır. PWD üyelerinin yaşam tercihlerini özgürce belirleyip geliştirmelerini destekler. Özgür-eşit ve demokratik bir içerik ve biçim kazanması için katkı sunar. Birey yaşamının siyasi istismar konusu edilmesini ve müdahale edilmesini onaylamaz. Ortadoğu ve Kürt siyasal yaşamına büyük bir iddia ve karalılıkla giriş yapan PWD samimi, ciddi, sorumlu ve demokratik siyasetin gereklerine uygun bir çalışma ve mücadele içinde olacaktır. Büyük bir heyecanla attığımız bu önemli adımın gelişip çözümü başarıyla gerçekleştirmesi için Kürdistan’lı tüm yurtsever-demokrat kişi, grup, parti ve şahsiyetleri PWD’ye destek vermeye, katkı sunmaya ve katılmaya çağırıyoruz Değişik nedenlerden ötürü siyasetten uzak düşmüş geniş yurtsever kesimlerin, Kongra-Gel tabanını oluşturan yurtsever kitlemizi, Kongra-gel kadro ve çalışanlarını zaman kaybetmeden, özgür demokratik çıkışı temsil eden PWD saflarında yer almaya ve katılmaya çağırıyoruz! Uluslar arası ve bölgesel düzeyde demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünden yana olan Devlet, kurum, parti ve aydınları PWD’ye güç ve destek vermeye çağırıyoruz. Konferansa Katılan Delegeler PWD (PartiyaWelatparez’e Demokratik) İnşa Komitesi 2004-08-09 http://www.welatparez.com Bu yazi hakkinda gorusunuzu belirtmek icin tiklayiniz Konuyu tartismak icin tiklayiniz |
"Bu millet (Turk) koyunun gen yapisina en yakin millet!"Yezdan HAT Dersén Kurdî 13Bu dersimiz de Isaret zamirlerini anlatacagiz.Bir nesneyi yada kisiyi gösterirken yada ona isaret ederken,isaret edilen nesne veya sahsin yakinda mi,uzakta mi,disi mi yoksa eril mi oldugunu bize ima eden sözcüklere ihtiyac duyulur her dilde.Tabi ismin yerine de kullanildigi için yine bunlara (Cînav) deriz ama görevleri itibariyle isaret zamiri deniliyor. International News2008-11-13
2008-11-11
2008-11-10
2008-11-09
2008-11-08
2008-11-07
2008-11-06
2008-11-05 Fatal error: Call to undefined function: tableheader() in /home/w/welatpar/www/articles/includes/page_bottom.php on line 32 |